وعن جابرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: نَهى رَسُولُ اللّهِ أنْ
يُجَصَّصَ الْقَبْرُ، وَأن يُبْنَى
عَلَيْهِ، وأنْ يُقْعَدَ عَلَيْهِ، وأنْ يُكْتَبَ عَلَيْهِ، وَأنْ
يُوطأ. أخرجه الخمسة إ البخاري .
Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor:
"Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) kabrin kireçlenmesini, üzerine bina yapılmasını, üzerine oturulmasını,
üzerine yazı yazılmasını ve ayakla basılmasını yasakladı."
Ebu Hureyre (r.a.)’ın rivayet ettiğine göre :
Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “
Allah Yahudileri kahretsin. onlar peygamberlerinin kabirlerini mescid haline
getirdiler.”
Aişe
(r.a.) şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) hastalanınca hanımlarından birisi
Habeşistan’daki ‘Mariye’ adlı bir kiliseden bahsetti. Umm Seleme ve Umm Habibe
Habeşistan’a gitmişlerdi. Onlar bu kilisenin güzelliğinden ve kilisedeki
resimlerden söz ettiler. [Peygamber (s.a.v.) başını kaldırarak] şöyle buyurdu:
‘Onlar aralarında Salih bir kimse varsa, onun kabri
üzerine bir mescid yaparlar, Sonra da o gördüğünüz resimleri yaparlardı. İşte
onlar [kıyamet günü] Allah katında yaratıkların en kötüleridir.”
Haris Necrani’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Peygamber (s.a.v.)’in
vefatından beş gün önce şöyle buyurduğunu duyudum:
“Dikkat
edin! Sizden öncekiler peygamberlerinin ve Salih kimselerin kabirlerini mescid
haline getiriyorlardı. Dikkat edin! Sakın kabirleri mescid haline getirmeyin.
Ben size bunu yasaklıyorum.”
Ebu Hureyre (r.a.)’ın rivayet ettiğine göre: Resulullah
(s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’ım’ Sen benim kabrimi puta
çevirme. Allah peygamberlerinin kabirlerini mescid haline getiren topluluğa
lanet eylesin.”
Abdullah b. Mes’ud şöyle rivayet etti: “ Ben Resulullah (s.a.v.)’in şöyle
buyurduğunu duydum: “En kötü insanlar, kıyamet koptuğunda
hayatta olanlar ve kabirleri mescid haline getiren kimselerdir.”
Abdullah b. Şurahbil b. Hasene şöyle dedi: “Osman b.
Affan’ın kabirlerin dümdüz edilmesi emrini verdiğini gördüm. Ona: Bu Osman’ın
kızı Umm Amr’ın kabridir denildi. O yinede onun düzeltilmesini emretti.”
وعن أبي الْهَيَّاجِ ا‘سْدى قال:قَالَ لي عَلِيٌّ رَضِيَ اللّهُ
عَنْه: أَ أبْعَثُكَ عَلى مَا بَعَثَنِي
عَلَيْهِ رَسُولُ اللّهِ ؟ قَالَ: اِذْهَبْ، فََ تَدَعْ تِمْثَاً إّ
طَمَسْتَهُ، وََ قَبْراً مُشْرِفاً إّ سَوَّيْتَهُ. أخرجه مسلم
وأبو داود والترمذي .
Ebu’l-Heyyac Esedi şöyle dedi: Ali bin Ebu Talib bana
şunu söyledi: ‘Seni, Resulullah (s.a.v.)’in beni
gönderdiği görevin aynısına göndereyim mi? Yok etmediğin bir heykel bırakma,
dümdüz etmediğin yükseltilmiş kabir bırakma.”
Bu hadisle Sünnette sabit olan, kabrin bir veya iki karış
yükseltilmesinin meşruiyeti arasında her hangi bir ayrılık yoktur. Bundan maksat
kabrin belli olması ve hakarete uğramaması için korunmasıdır. Kabrin düm düz
edilmesinden maksat ta, üzerinde yükseltilen binadır.
Aliyyu’l
Kari, el-Mirkat (II/372) de hadisi şerh ederken şöyle demiştir: Yükseltilmiş
kabirden maksat, kabir olduğu bilinsin ve çiğnenmesin diye, kum ve çakılla belli
edilenden başka daha fazla yükseltilerek üzerine bina yapılandır. El- Ezhar’da
‘Onu dümdüz et’ ifadesi hakkında şöyle denilmektedir:
İlim adamları şöyle derler:
Kabrin bir karış yükseltilmesi müstehabtır. Bundan fazlası mekruhtur ve
yıkılması müstehabtır.
Şevkâni -yüce Allah'ın rahmeti üzerine
olsun- (IV, 72)'de bu hadisi şerh ederken şunları söylemektedir: "Bu hadisten
çıkartılacak hükümlerden birisi de şudur: Sünnet gereği kabir yerden fazla
yükseltilmez. Bu hususta faziletli kabul edilen ile daha az faziletli olduğu
kabul edilen kimse arasında fark yoktur. Açıkça görüldüğü kadarıyla kabirlerin
şer'an izin verilen miktardan fazla yükseltilmesi haramdır. Bunu Hambeli mezhebi
alimleri ile bir topluluk ile İmam Şafiî ve İmam Malik açıkça ifade
etmişlerdir."
Yine Şevkâni şöyle demektedir: "Hadisin kapsamına öncelikle giren kabir
yükseltme çeşitlerinden birisi de kabirler üzerinde bina edilmiş kubbeler ve
meşhedlerdir. Aynı zamanda bu iş kabirleri mescid edinmek kabilinden de sayılır.
Peygamber (s.a) da ileride geleceği üzere bunu yapanlara lanet etmiştir.
Kabirler üzerinde bina yükseltip, bu binaları güzel yapmaktan ötürü nice
fesadlar ortaya çıkmıştır ki İslam adına bunlara ağlanılır. Bunlar arasında
cahil kimselerin bu gibi yerlere kâfirlerin putlar hakkındaki inançlar gibi bir
inanç beslemeleridir. Bu o kadar büyük bir iş haline geldi ki cahiller bu
kabirlerin fayda sağlamaya ve zararı önlemeye kadir olduklarını zannedecek hale
geldiler. İhtiyaçlarının görülmesini istemek için gidecekleri yer arzularının
gerçekleşmesi için sığınacakları yer olarak bellediler. O kabirlerden kulların
Rablerinden istediklerini istemeye koyuldular. Oralara yolculuk yapmak amacıyla
yüklerini bağladılar. Kabirlere ellerini sürdüler ve onlardan yalvararak
yakararak dileklerde bulundular.
“
Sahabeler ve Tâbiin kendi zamanlarında, aralarında sivrilmiş ünlü kahramanların
ve ümmetin iyilerine değer verme ve onların şanını yüceltmede pek geride
kalmıyorlardı. Ancak onlar, ölülerin kabirlerini yükseltmeyi ve çürümüş
kemikleri yüceltmeyi kabul etmiyorlardı. Çünkü onlar bu yüce şeriatın ve
doğruluk dininin sahibinin, bu konudaki açık yasağını kesinlikle biliyorlardı.
Bu din putperestliği kökünden kazımak, çürümüş kemikleri yüceltmenin izlerini
silmek veya ölülerin kabirlerinin başında beklemeyi kaldırmak için gelmiştir.”
İslam’ın ilk dönemlerinde kabirlerin yüceltilmesi, üzerine kubbe
ve mescid yapmak suretiyle ölülerin yerlerinin korunmasına dair bir rivayet
olsaydı, bu ihtilaf olmaz, o değerli sahabelerin kabirlerinin şu ana kadar
tarafımızdan ne halde oldukları bilinirdi.
Peygamberimiz (s.a.v.) ve sahabe-i kiram (r.a.) döneminde
kabirler üzerine bina inşa etme,yazılar yazma ve mescit edinme gibi bir davranış
bulunmamaktadır. Bu yenilikler daha sonraki dönemlerde yüceltme hastalığının bir
tezahürü olarak uygulanmaya başlanmış ve çığırından çıkarak bugünkü hale
gelmiştir. İnsanlar cahiliyetin de etkisiyle çok sevdikleri alimleri ve veli
olduğuna inandıkları zat’ların mezarlarını mescitler haline getirmiş, dua edilen
yerler,bereket umulan Allah’ın rızasına ulaşmak için vesile kabul edilen yerler
haline getirmişlerdir. Bazı alimler mezar taşlarına isim yazılabileceğini
söylemektedir. Ancak mezar üzerine şaşalı binalar inşa etmek bu gün olduğu gibi
oraların şirk mekanı haline gelmesine neden olabilir. Bu tehlikeyi bilen
peygamberimizin (s.a.v.) bu konudaki hassasiyetini yukarıdaki hadisi şeriflerden
anlıyoruz.
Mus'ab Köylüoğlu
musab@rahmet.org
Buhari II, 422 Müslim, Ebu
Davud II, 70 Ahmed II, 284-366-396-453-518
Buhari I, 416-422; Müslim, II,
66; Nesai I, 115 İbn Ebi Şeybe Musannef IV, 140; Ahmed VI, 51
Ahmed, no:7352; İbn S’ad, II,
241-242; Ebu Ya’la, Müsned, 312/a; Ebu Nuaym, Hilye VI, 283 ve VII, 317
sahih bir senedle.
İbn Huzeyme, Sahih. I, 92/b İbn
Hibban, 340, 341; Ahmed, no: 3844, 4143, Taberani, Kebir, 3/77/a; Ebu Ya’la,
Müsned, 257/a sahih bir senedle.
İbn Ebi Şeybe, el-Musannef, IV/138;
(İslam’da kabirciliğin sakıncaları, Nasiruddin Elbani- s.101)