MEŞRU VE BİD’AT
TEVESSÜL
Hamd, Alemlerin Rabbi Allah’a
mahsustur. Salâtu Selâm Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın, Ehlinin,
Sahabesinin ve de kıyamete kadar onları dost edinen herkesin üzerine olsun.
Ehli Sünnet Ve’l Cemaat
alimlerinin çoğunluğu tevessülün meşruluğunda birleşmişler ve bu konuda
ayetleri ve sahih hadisleri delil edinmişlerdir. Ancak tevessül kavramı
bazı müslümanların zihninde kitap, sünnet ve bu ümmetin salih selefinin
sunduğu biçimden farklı bir anlayışa bürünmüştür. Bu kimseler, tevessülü İslamın
ruhu ve Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun medoduyla çelişir bir
tarzda algılayarak zayıf ve mevzu hadisleri kendilerine delil edinmişler, dahası
tevessül konusaıda gelen ayetleri yanlış anlayışlarıyla uyaşacak biçimde tevil
etmişlerdir.
Oysa bu kimseler, sahabe ve Tabiun’un
bu kavramı nasıl anladıklarına bir bakmalıydılar. Zira bu ümmetin
selefi olarak bilinen ilk dönem müslümanları, ayetleri ve hadisleri
anlamada insanların anlayış olarak en üstün, doğruluk açısından en
güvenilir olanlarıdır. Onlar Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun şu
tanıklığıyla bu ümmetin en hayırlılarıdırlar.
“İnsanların en hayırlısı
çağımdakilerdir. Sonra onları izleyen çağdakiler, sonra bunların peşinden
gelenler...”1
Allah’a ve ahiret gününe iman eden
her müslüman, şeytanın amelinden olan hevâya ve şüphelere tabi olmayı bırakmalı,
selef-i salih’in gittiği yola tabi olmalıdır. Bu noktadan hareketle bid’at
ve heva ehlinin diline doladığı bu konuya gücümüz yettiğince ve bu
birkaç satırın elverdiği ölçüde açıklama getirmeyi hedefledik. Yardım
Allah’tandır.2
•
Tevessülün Tanımı:
Vesile, sözlük anlamıyla,
kendisiyle başkasına yaklaşılandır. Talep edilene yakın olmak ve ona arzuyla
varmak anlamına da gelir. Diğer bir anlamı da sultanın katındaki mevki, yakınlık
derecesidir.
“Şer’i istılahta ise, Allah
katında yüksek bir derece elde etmek, bir fayda sağlamak veya bir zararı savmak
suretiyle ihtiyaç gidermek veya dünya ve ahirette arzulanan birşeyi elde etmek
için Allah’a ve Rasûlü’ne taatte bulunup salih amel işlemek suretiyle Allah’a
yakın olmaktır. Allah’a tevessülde bulunmak ancak onun çizdiği sınırlar
içerisinde mümkündür.
Vesile, üç esasa dayanır.
a)
Kendisine tevessülde bulunulan. Bu Lütuf ve Kerem sahibi Allah’dır.
b)
Tevessülde bulunan. İhtiyacının giderilmesini arzulayan kuldur.
c)
Kendisiyle tevessülde bulunulan. Bu da, kendisiyle Allah’a yaklaşılan salih
ameldir. 3
•
Tevessülün Fayda Sağlaması, İhtiyacın Giderilmesi İçin Gözetilmesi Gereken
Şartlar:
a)
Tevessülde bulunan kul salih bir mü’min olmalı, ameliyle Allah’ın vechini
gözetmelidir.
b)
Kendisiyle tevessülde bulunulan amel, Allah’a yakınlığı elde
etmeleri için, O’nun kullarına şeriat kıldığı amellerden olmalıdır.
c)
Yapılan amel meşru olmalı, Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun
sünnetine uygun düşmelidir. Bu amel ona birşey ekleyerek ya da ondan bir şeyi
eksilterek, yahut yapılması şeriatle sabit olan zaman ve yerini değiştirerek
yapılmamalıdır. Görüldüğü üzere, nasıl ki mümin olmayanların ameli Allah’a
yakınlık vesilesi olmaz ise, bid’at amellerle de O’na tevessülde bulunulmaz. 4
Tevessül Çeşitleri
1)
Meşru Tevessül
2)
Bid’at Tevessül5
1)
Meşru Tevessül Ve Çeşitleri:
Meşru tevessül; söz, fiil
veya inanç olarak Allah’ın sevip hoşnut olduğu vacip veya müstehap
amellerle Allah’a yakın olmaktır. Çeşitleri şunlardır: 6
a)
Güzel İsimleri ve Yüce Sıfatlarıyla Allah’a Tevessül:
Bunlarla tevessül en hayırlı
tevessül çeşitlerinden olup, onların en yücesi ve en faydalısıdır. Bu tevessül
türüne delil olarak şu ayeti verebiliriz.
“Güzel isimler Allah’ındır.
Onlarla Allah’a duada bulunun” (A’raf, 7/180)
Ayetten de anlaşılacağı gibi
Allah’a isimlerinden veya sıfatlarından biriyle tevessülde bulunmak
Allah’ın sevip hoşnut olduğu amellerdendir. Bu nedenle Allah Rasulu
sallallahu aleyhi ve sellem bu tevessül türü ile tevessülde bulunmuştur. Bize
düşen de Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun ashabının ve tabiûn’un
dua ettiği gibi duada bulunmak, Allah’a yaklaşmaya, yakın olmaya
çalışırken onları kendimize örnek almaktır. 7
b)
Salih Amelle Tevessül:
Bir müslümanın “Allahım! Sana
olan imanım, Rasûlü’ne duyduğum sevgi ve inançla beni rahata erdirmeni senden
dilerim” demesi bu türdendir. Kulun; namaz, oruç, cihad, Kur’an tilaveti, zikir,
istiğfar, hayır işleyip haramdan sakınmak gibi salih amellerle Allah’a
yakınlık aramasıdır. Buna delil olarak: “Derler ki -Rabbimiz! İman
ettik. Günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru...” (Âli-İmrân,
3/16) ayetini verebiliriz. Sünnetten getirilecek delil ise mağara ashabının
kıssasıdır.
Bu kıssada geçmiş ümmetlerden
üç kişi kötü hava koşullarında bir mağaraya sığınırlar. Derken bir kaya düşerek
mağaranın girişini tıkar. Onlar da yapmış oldukları salih amellerle dua edip
tevessülde bulunarak Allah’tan yardım dilerler. Allah da taşı aralayarak
kurtulmalarını sağlar.8
c)
Salih Kimselerin Dualarıyla Tevessül:
Kul dara düştüğünde kendini
Allah’a karşı günahkar hissederek salih bir kimsenin duasını taleb edebilir.
Ancak bu kimse itikadı düzgün, ilim ve takva sahibi bir kimse olmalıdır.
Bu tevessül türüne delil olarak: “Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçmiş
olan kardeşlerimizi bağışla!” (Haşr, 59/10) ayeti verilebilir. Ayrıca
Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Mü’minin, müslüman bir
kimsenin gıyabında kardeşi için yapmış olduğu dua kabul edilir” (Müslim) hadisi
de bu tevessül türüne delildir. Yine Enes b. Malik’ten rivayet edilen şu olay
deliller cümlesindendir.
“Kıtlık zamanı Ömer Abbas b.
Abdulmuttalib (r.a.) ile yağmur duasına çıkarak şöyle dua etti: -Allahım! Sana
Peygamberimiz ile tevessülde bulunurduk sen de bize yağmur yağdırırdın. (Şimdi)
Sana Peygamberimizin amcası ile tevessülde bulunuyoruz. Bize yağmur indir. Ravi
der ki-Yağmur inmiştir.”9
• Hz.
Ömer’in Sözünün Anlamı:
Biz Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem‘den bizim için dua etmesini böylece onun duasıyla
Allah’a yakın olmayı kastediyorduk. Şimdiyse O, Allah'ın rahmetine
kavuştuğundan dolayı bizim için dua edemez. Bu nedenle bizim için dua
etmesini amcasından istiyoruz.
Meşru tevessülün çeşitleri
bunlardır. Bunların dışındakiler herhangi bir delile dayanmamaktadır. Meşru
tevessül çeşitlerinin hükümleri farklıdır. Allah’ın isimleri ve sıfatları,
iman ve tevhid ile tevessülde bulunmak vacip, salih ameller ve salih
kimselerin dualarıyla tevessül ise müstehaptır. Her Müslüman'ın zorluk anında
Allah’tan korkarak, O’ndan haya ederek ve sırf O’na taatte bulunmak gayesiyle
meşru tevessül çeşitleriyle Allah’a tevessülde bulunması gerekir. 10
2)
Bid’at Tevessül Ve Çeşitleri:
Allah’ın sevmediği ve hoşnut
olmadığı söz, fiil ve inançlarla Allah’a yakınlık aramak bid’at tevessülün
kapsamına girer. Bu tevessül çeşidi ile meşgul oluşları, bazı insanları
Allah’ın göstermiş olduğu meşru tevessül şekillerinden gaflete düşürüp,
onların bütün gayretlerinin boşa çıkıp hüsrana uğramalarına sebep olmuştur.
Şimdi Müslümanları uyarmak
ve İslam’ın bu konudaki gerçeğini ortaya koymak üzere bid’at
tevessülün bazı türlerini açıklamaya çalışalım. 11
a)
Allah’a Bir Kimsenin Hatırı Veya Makamı-Mevkii İle Tevessül:
Bid’at tevessül
türlerinden birisi Allah’tan bir kimsenin hatırı, makamı-mevkii
ile istekte bulunmaktır. “Allahım! Peygamberinin veya kulun filancanın
yüzüsuyu hürmetine senden isterim” demek böyledir. Böyle bir tevessül anlayışı
İslam dininde yoktur. Allahu Teâlâ’nın “Kitapta hiçbir şeyi eksik
bırakmadık” (Enâm: 6/38) dediği Kur’an’da, veya Ebu Hüreyre’nin “Allah
Rasulu bize tuvalete girmek dahil herşeyi öğretti”12 diyerek kapsamını ortaya
koyduğu sünnette bu tür tevessüle delil yoktur. Aynı şekilde sahabenin
yaşantısında da bu türden örneklere rastlamak mümkün değildir. İslamın
emrettiği, Allah’a güzel isimleri ve yüce sıfatlarıyla tevessülde bulunmaktır.
Bu bid’at tevessül türünde şayet kişi Allah’ın sultanlar, krallar gibi aracılara
ihtiyacı olduğu şeklinde bir inanca sahip olursa bu onu büyük şirk’e sokar.
Çünkü bu yaratıcıyı yaratılana benzetmektir. Bu çok kötü bir kıyastır. Oysa
Allah Subhanehu ve Teâlâ yarattıklarına kıyas edilemez. Allah’ın bir kulundan
hoşnut olması için aracı gerekmez. Bir kuluna gazap ettiğinde de hiçbir aracı
fayda vermez. Melek, peygamber ya da her ne olursa olsun hiçbir mahluk Allah’a
kıyas edilemez. Yaratılan herşey yaratana muhtaçtır. Yaratan ise ne aracıya ne
de herhangi bir yaratılmışa muhtaç değildir.
“Onlar, Allah’tan başka,
kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiç bir şey veremeyen ve buna asla
güçleri yetmeyen şeylere ibadet ediyorlar. İşte böylece siz de Allah’a birtakım
benzerler icat etmeyin. Çünkü Allah her şeyi bilir. Halbuki siz bilmezsiniz.” (Nahl,
16/73-74)
İşte bu nedenle sahabe,
vefatından sonra Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ile tevessül etmeyi
bırakıp dua etmesi için amcası Abbas’a yönelmiştir. Bu, onların Allah Rasulu
sallallahu aleyhi ve sellem’nun sağlığında “Allahım! Peygamberinin yüzüsuyu
hürmetine bize yağmur indir” dediklerini, O vefat ettikten sonra ise
“Rasulullah’ın amcası Abbas’ın hürmetine” demeye başladıklarını göstermez. Bu
tür bid’at duaların ne Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in
sünnetinde ne de Allah’ın kitabında bir yeri olmadığını iyi bildikleri için
böyle bir şeye başvurmamışlardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in
vefatından sonra, bir kimsenin hatırıyla tevessül caiz olsaydı onun
hatırıyla tevessül öncelik kazanırdı. Bu tür tevessül Mekke müşriklerinin
şirkiyle benzeşmektedir.
“Onlara ancak bizi Allah’a
yaklaştırsınlar diye tapıyoruz” (Zümer, 39/3)
Makamı-mevkii ne olursa
olsun bir yaratılmış ile herhangi bir fayda sağlamak veya bir zararı
başından savmak için güç yetirir olduğuna inanarak tevessülde bulunmak büyük
şirktir. Allah korusun insanı dinden çıkarır. 13
b)
Ölmüş Evliya Ve Salihlere Seslenmek, Onlardan Yardım Dilemek, Adaklar Adamak:
Salih kimselere seslenerek,
onları çağırmak, onlara adak adamak gibi fiiller Allah’ın dininden değildir.
Bunlar tevhidi ortadan kaldıran, büyük şirk kapsamına giren fiillerdir. Bir
kimsenin “Ey Seyyidim filan, ey şeyhim falan!... Elimden tut, şu hacetimi gider”
türünden sözler sarfetmesi bu türün kapsamındandır. Ölmüş kimselere adak
adamak da meşru bir tevessül türü değildir. Bir kimsenin “Ey efendim
filan! Allah beni rızıklandırırsa... şu dileğim yerine gelirse... senin için
şunları yapacağım, kurban keseceğim” vb. sözleri bu bağlamdadır. Bunların tümü
ibadet türü olan dua ve adağı Allah’tan başkasına sarf etmektir ki İslam dini bu
gibi şeylerden uzaktır.
“Ekinlerinden, hayvanlarından
Allah’a pay ayırıp dediler ki -Bu Allah’ın (iddialarına göre) bu da ortak
koştuklarımızındır. Ortak koştukları için olanlardan Allah’a pay düşmez.
Allah için ayırdıklarından ise ortak koştuklarına da aktarırlar. Ne
kadar kötü hüküm veriyorlar.” (Enâm, 6/136)
Allah’tan başkasına yönelmek,
onlara duada bulunmak, onlar için türbeler yapıp içinde mum yakmak -ki günümüzde
birçok cahil kimse bunları İslâm adına yapmaktadır. Ne peygamberimizin ne
de Selefi Salih’in yapmadığı İslama zıt davranış biçimleridir. Çünkü
onlar dua’nın sadece Allah’a edilmesi gerektiğine inanan kimselerdi. Şu ayetle
emrolundukları gibi;
“Kullarım sana benden sorarlarsa bilsinler ki ben yakınım. Dua ettiğinde bana dua edene karşılık veririm. Öyleyse çağrıma
karşılık versinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulurlar.” (Bakara,
2/186) Ve Muvahhidlerin İmamı Sallallahu aleyhi vesellem de onlara şunu
öğretmiştir: “Dua, ibadettir.”14
Dua ibadet iken nasıl olur da
Allah’a mahsus bir ibadet biçimi O’ndan başkasına sarfedilebilir?...“Eğer onları
çağırırsanız, sizin çağırmanızı işitmezler. Faraza işitseler bile size cevap
veremezler. Kıyamet günü de sizin (onları Allah’a) ortak koşmanızı reddederler.
(Bu gerçeği) sana, herşeyden haberi olan (Allah’tan) başka hiç kimse haber
veremez.” (Fatır, 35/14) Bil ki, bu amellerin bütünü tevhidle, peygamberlerin
gönderiliş amacı ile çelişmektedir. Peygamberler, Allah’tan başkasına ibadeti
ortadan kaldırıp, ibadeti yalnızca bir olan Allah’a yöneltmek için
gönderilmişlerdir. Yine peygamberler, Allah’ın amelleri kabulü için şu iki
şartın yerine gelmesi gerektiğini beyan etmişlerdir.
Bu şartlar:
1- Amelin Salih olması
2- Allah’ın şeraitine
uygun olmasıdır.
Allah şirkten başka her şeyi
bağışlar .“Şüphesiz Allah, şirkten başka her şeyi dilediği kimsede bağışlar
Allah'a şirk koşan kimse büyük bir iftira da bulunmuştur." (nisa 4/48) 15
c) Velilerin Ruhlarına Kurban Kesmek Ve Kabirleri Etrafında Ta’zimde Bulunmak:
Günümüzde cahillerin yaptığı
işlerden bazıları, velilerin türbeleri önünde kurban kesmek, belirli
zamanlarda etrafında toplanıp ta’zimde bulunmak, şifa umuduyla hastaları
onlara taşımak, oralarda geceleyip ölmüş olan velilerden şefaat istemek, onlara
seslenip dua talep etmek, onlardan meded ummak gibi şeylerdir. Bunların
tümü Allah’ın şeriatinde bulunmayan cahiliyye işi sapıkça bid’atlerdir.
Allah’a, ibadette başkalarını ortak koşmaktır. Allah, bu tür
şirklerden kullarını sakındırmıştır.
“Allah’a ibadet edin. Ona
hiçbir şeyi ortak koşmayın” (Nisa, 4/36)
“Bile bile Allah’a eşler
koşmayın” (Bakara, 2/22)
Bu işleri yapanla, yapılmasına
rıza gösteren hüküm açısından aynı konumdadır. Bu hüküm şirktir, iman ettikten
sonra küfre sapmaktır. Allah cümlemizi bundan korusun...
Şaşırtıcı bir gerçektir ki,
bu tür bid’at tevessüllere başvuran kimseler meşru tevessül çeşitlerini
kullanmak yönünden pek zayıftırlar. Kur’an ve sünnet kaynaklı meşru
tevessül çeşitlerini bırakıp kendi uydurdukları dualar ve bid’at
tevessül çeşitleriyle Allah’a yakın olmayı ummaktadırlar. Oysa Allah Rasulu
sallallahu aleyhi ve sellem’nun ve ashabının uygulamaları bu konuda
en hayırlı ve en faydalı olanıdır. “Hayırlı olanı daha aşağısıyla mı
değişiyorsunuz” (Bakara, 2/61)
İnkar edilmeleri din’de asıl
olan, iftira yolu ile ona eklenmeye yeltenilen bu gibi bid’atleri ilk
defa reddeden biz değiliz. Bilakis bu, Sahabe, Tabiûn ve Dört İmam ile
kıyamete kadar onlara uyan kimselerin yoludur. 16
Müslümanların Tevessül Konusunda Yanlışa Düşme Nedenleri
1)
En önemli sebep taklittir. Taklit, bir kimsenin herhangi bir delile
dayandırmadığı bir görüşünü, kabullenmektir. Bu, şer’i açıdan yanlış bir
tutumdur ve yasaktır. Mukallid, delilini bilmeden taklit ettiği kimsenin
görüşünü aksi sabit olsa da bağnazca savunan kimsedir. Allah bir çok ayette bu
tutumdan sakındırmıştır. “Onlara -Haydi, Allah’ın indirdiğine ve Rasule gelin, dendiğinde derler ki- babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyler bize
yeter. Ya babaları bir şey bilmeyen, doğru yola ermemiş kimseler idiyse?...” (Maide,
5/104)
Selef alimleri ve müçtehid
imamlar aynı şekilde taklitten sakındırmışlardır. Zira taklit, çekişme, zayıflık
ve saflarda bölünme sebebidir. Bu nedenle bütün meselelerde tek bir kişiyi
taklit eden bir sahabiye rastlamak mümkün değildir. Dört İmâm da görüşlerinde
bağnaz bir tutum içerisine girmeyip kendilerine Allah Rasulu sallallahu aleyhi
ve sellem’nun sahih bir hadisi ulaştığında derhal görüşlerini terketmişlerdir.
Ayrıca kullandıkları delilleri bilmeksizin kendilerini taklit etmekten
başkalarını sakındırmışlar, şu ayetin manasını hakkıyla anlamış olduklarını
ortaya koymuşlardır.
“Size indirilene uyun. Ondan
başkasını dost edinip de uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!...” (Araf,
7/3)
2)
Bir konuyu değerlendirirken ayet ve hadislerin bir kısmını alıp bir
kısmını almamak. Bununla beraber, delil edindikleri ayet ve hadisler de, halbuki
ne onların ispat etmek istediklerine delil olabilir, ne de görüşlerini destekler
mahiyettedir. Ancak kesin olan şu ki; onlar nasların delalet ettiği doğru
tefsiri bilmiyorlar, ya da onları delalet ettiğinden çok uzak anlamlara tevil
ediyorlar. Şu ayette olduğu gibi.
“Ey iman edenler! Allah’tan
sakının ve ona doğru vesile arayın” (Maide, 5/35)
Bu ayette “vesile” den murad,
taat ve hoşnut olduğu amellerle Allah’a yakın olmaktır. Müfessirler arasında bu
konuda ihtilaf yoktur. Oysa bazı kimseler bu ayeti Allah’tan başkasından meded
ummaya delil getirmektedirler. Bu, Allah’ın kelamını tahrif etmektir. Allah’ın
emrettiği vesile, müfessirlerin ittifak ettiği gibi salih ameller vasıtasıyla
Allah’a yakın olma talebidir.
Yine hadislerden ise bazı
kimselerin bahsi geçen Yağmur Duası hadisinde Hz. Ömer’in Hz. Abbas’la yaptığı
tevessülü, Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’na yakınlığı nedeniyle
zatiyle yapmış bir tevessül olarak değerlendirmeleri buna örnektir. Peki o
zaman, Hz. Muaviye’nin ve diğer müslümanların Yezid b. Esved el Cüreşî
ile yaptıkları tevessüle ne buyrulur?... Cureşi dua eder etmez yağmur
yağmaya başlamıştır. Bu konuya örnek olarak Âmâ hadisini de verebiliriz. Âmânın
biri Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’na gelerek “Bana afiyet vermesi
için Allah’a dua et” der. Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ona
“Dilersen dua ederim. Dilersen sabredersin. Bu senin için daha hayırlıdır” der.
Âmâ da “dua et” diye ısrarını bildirir. Bunun üzerine Allah Rasulu sallallahu
aleyhi ve sellem ona güzel bir şekilde abdest alıp şu duayı söylemesini emreder.
“Allahım sana peygamberin rahmet peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve
sellem ile yöneliyorum. Ey Muhammed!
Hacetimin giderilmesi için
seninle Rabbime yöneliyorum. Allahım! Benim hakkımda onu şefaatçi kıl!” Adam
denileni yapar ve gözleri açılır. Hadiste görüldüğü gibi Allah Rasulu sallallahu
aleyhi ve sellem’ndan dua talebi vardır. Aynı zamanda Allah’ın
peygamberinin duasını kabulü için âmâ da dua etmekte “Allahım! Benim hakkımda
onu şefaatçı kıl” demektedir.
3)
Aslı astarı olmayan hatta bazan dinin asıllarıyla çelişen uydurma hadislerle ve
Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’na nisbeti kesinlik kazanmamış zayıf
hadislerle amel etmek. Örnek olması hasebiyle bunlardan birkaçını zikredelim. -
“Makamımla tevessülde bulunun. Şüphesiz Allah katında makamım büyüktür” Bu hadis
uydurmadır, batıldır.
- “Adem günah işleyince dedi ki -Ya Rab!
Muhammed’in hakkı için senden beni bağışlamanı dilerim. Bunun üzerine Allah
Teâlâ -Ey Âdem! Henüz yaratmadığım halde Muhammed’i nasıl biliyorsun? diye
sordu. Âdem -Ya Rab! Beni elinle yaratıp bana ruhundan üfleyince başımı
kaldırdım ve arşın direkleri üzerinde şu yazıyı gördüm: La ilahe İllallah Muhammedur
Rasulullah. Bildim ki Sen adının yanına ancak en sevdiğin kimsenin
adını yazarsın Allah da şöyle buyurdu
-Seni bağışladım Muhammed olmasaydı seni
yaratmazdım.” İmam Zehebi “Mizan” adlı eserinde der ki Bu haber batıldır,
uydurmadır.
-”Her kim evinden namaza çıkıp -Allahım!
Senden isteyenler hakkı için bu yürüyüşüm hakkı için senden isterim, derse
dileği kabul olur.” Bu hadis zayıftır. İbn Teymiyye ve Zehebi bu hadisi zayıf
görmüşlerdir. 17
• Son
Olarak:
Muvahhid bir kula düşen,
kişiyi büyük şirke, küçük şirke veya haram olan bir bid’ate düşüren bid’at
tevessül türlerinden sakınmaktır. Zira bu, duada haddi aşmaktır ve duanın
karşılıksız kalmasını gerektirir. Çünkü Allah azze ve celle ancak şer’i ölçüler
içerisindeki duaları kabul eder. Ayrıca mü’min kul, dualarını Kur’an ve
Sünnet’ten seçmeye özen göstermelidir. Zira bu, kabul edilme açısından daha
güvenilirdir ve de kişiye sevap kazandırır.
Allah'ım! Güzel isimlerin, yüce
sıfatların; sana olan imanımız, Rasuluna duyduğumuz sevgi ve sünnetine olan
bağlılığımız; ancak senin vechini gözettiğimiz salih amellerimiz ve içimizden
salih kimselerin duasıyla sana yakınlık umar; bizleri yolunda çaba gösteren,
yoluna çağıran Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’inin sünnetine
bağlı, haktan ayrılmayan muvahhid kimseler kılmanı, bizi düşmanlarımıza
galip getirip aziz Dinin İslâm’ı yüceltmeyi bizlere nasip etmeni Senden dileriz.
18
-----------------------------------------------------------------------------------
1 Buhari.
2 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
3 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
4 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
5 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
6 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
7 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
8 Mütefekun Aleyh. Abdullah
Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
9 Buhari. Abdullah Yolcu,
Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
10 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
11 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
12 Müslim.
13 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
14 Tirmizî.
15 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
16 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
17 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.
18 Abdullah Yolcu, Meşru ve
Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.