KABİR ZİYARETİ İLE İLGİLİ BİDATLER |
2007-06-06 |
1.
Ölümden sonra üçüncü günde kabirleri ziyaret etmek. Buna el-Ferk
adını verirler. Hafta başında, sonra da onbeşinci günde, sonra kırkta
kabri ziyaret etmek. Bunlara et-Tal'at (çıkışlar) adını verirler. Kimileri
de sadece son ikisini yapmakla yetinirler.
(Nuru'l-Beyan
fi'l- Keşfi an Bidai Ahiri'z-Zaman, s. 53-54)
1.
Her cuma anne-baba kabirlerini ziyaret etmek. (Bu hususta varid
olduğu söylenen hadis daha önce geçtiği üzere uydurmadır.)
2. Eğer
ölünün ziyaretine cuma gecesi gidilmeyecek olursa, ölünün diğer ölüler
arasında gönlü kırık kalacağını söylemeleri ve şehrin surunun dışına
çıktıkları vakit ölünün onları gördüğünü iddia etmeleri. (el-Medhal, III, 277)
3.
Kadınların cumartesi alaca karanlığından itibaren kuşluk vaktine kadar Yahya
(s.a)'ın
makamını ziyaret etmek üzere Emevi camiine gitmeleri ve bu şekilde
kırk cumartesi ziyareti sürdüren bir kimsenin hangi niyeti tutmuşsa o
niyetinin ona verileceğini iddia etmeleri. (Islahu'l-Mesacid, 230)
4. Sufi
İbn Arabi'nin kabrini -ihtiyaçları görür iddiasıyla- kırk cuma
ziyaretine gitmek.
5.
Aşure günü kabir ziyaretinde bulunmak. (el-Medhal, I, 290)
6.
Şaban ayının 15. gecesinde kabirleri ziyaret edip, orada ateş
yakmak. (Telbisu İblis, 429, el-Medhal, I, 310)
7.
Bayramların birinci günlerinde receb, şaban ve ramazanda kabristanlara
gitmek.
8.
Bayram günü kabir ziyareti yapmak. (el-Medhal, I, 286; el-İbda, 135,
es- Sünen, 71)
8.
Kabirleri pazartesi ve perşembe günleri ziyaret etmek.
9. Bazı
ziyaretçilerin kabristan kapısında sanki izin alıyorlarmış gibi alçak gönüllü
bir ifade ile kısa bir süre durmaları, sonra içeri girmeleri. (el-İbda, 99)
10.
Ellerini namazda duruyormuş gibi kavuşturup, kabrin ön tarafında
durmak. (aynı yer)
11.
Kabir ziyareti yapmak için teyemmüm yapmak.
12.
Kabir ziyareti sırasında iki rekat namaz kılıp, herbir rekatte fatiha'yı ve
ayete'l- kürsi'yi birer defa, ihlas suresini üçer defa okuyup, bunun sevabını
ölüye bağışlamak.
13.
Ölüler için fatiha okumak. (Tefsiru'l-Menar, VIII, 268)
14.
Kabristanlarda Yasin suresini okumak.
15.
Kulhuvallahu ahad (ihlas) suresini onbir defa okumak. (Buna dair hadis daha
önce geçtiği üzere uydurmadır.)
16.
Allah'ım biz senden Muhammed hürmetine bu ölüyü azablandırmamanı niyaz
ediyoruz diye dua etmek.
17.
Kabirdekilere: "Aleykümü's-selam" diyerek önce aleyküm sonra selam lafzını
zikretmek suretiyle selam vermek. (Halbuki sünnet bu hususta varid
olmuş bütün hadislerde görüldüğü üzere bunun tam aksinedir.
18. Kitab
ehline ait kabristanlar üzerinde:"O kâfir olanlar öldükten sonra asla
diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. Deki: 'Hayır, Rabbim hakkı için elbette
diriltileceksiniz..." (et-Teğabun, 64/7) âyetini okumak.
19.
Ayın göründüğü gecelerde kabristanda minberler ve kürsüler üzerinde
vaaz
yapmak.
(el-Medhal, I, 268)
20.
Kabirler arasında yüksek sesle tehlil getirmek.
21.
Özel bazı kabirleri ziyaret eden kimselere hacı adını vermek.7
22.
Peygamberlerin kabirlerini ziyarete giden kimseler vasıtasıyla onlara
selam
göndermek.
23.
Kadınların cuma günlerinde Dımaşk -Şam- şehrindeki es-Salihiyye'de bulunan
mezarları ziyarete gitmeleri. Bu konuda erkekler de çeşitli kesimlerden
onlara katılmaya başlamıştır. (Islahu'l-Mesacid, 231)
24.
Şam'da İbrahim el-Halil'in mağarası Kasyun dağının er-Rabve batı tarafında
bulunan üç eser gibi, Şam'da bulunan peygamberlere ait eserlerin
ziyaret edilmesi. (Tefsiru'l-İhlas, s. 169)
25.
Meçhul asker ya da meçhul şehid adı verilen kabirlerin ziyaret edilmesi.
26.
Namaz ve Kur'ân okumak gibi ibadetlerin sevablarının müslümanların
ölülerine hediye edilmesi.
27.
Birtakım salih amellerin sevabının Peygamber (s.a)'a hediye edilmesi.
(el- Kaidetu'l-Celile, 32, 111; el-Ihtıyaratu'l-İlmiyye, 54; Şerhu
Akideti't-Tahavi, 386-387; Tefsiru'l-Menar, VIII, 249, 254, 270, 304, 308)
28.
Kur'ân okuyup onu ölüye hediye eden kimselere ücret vermek. (İbn Teymiye,
Fetava, 354)
29.
Peygamberlerin ve salihlerin kabirlerinin yanında dua kabul olunur demek.
30.
Kabul edilir ümidiyle dua etmek üzere belli bir kabre gitmek. (el-Ihtiyaratu'l-
İlmiyye, 50)
31.
Peygamberlerin, salih kimselerin ve diğerlerinin kabirlerini örtülerle
örtmek.8(el-Ihtiyaratu'l-İlmiyye, 55, el-Medhal,
III, 278; el-İbda, 95-96)
32.
Bazılarının salih kimsenin kabri eğer bir köyde bulunuyor ise onun bereketiyle
rızıklandırıldıklarına, onlara yardım edildiklerine inanmaları ve burası
şehrin bekçisidir demeleri. Nitekim: Seyyide Nefise Kahire'nin bekçisi, Şeyh
Rıslan Dımaşk'ın bekçisi filan ve filan Bağdat'ın bekçileri ve diğerleri
hakkında söylenenler. (er-Raddu ale'l-Ahnai, 82)
33.
Bir çok evliya yatırı hakkında doktorların uzmanlık alanları gibi
uzmanlık alanlarının bulunduğuna inanmak. Mesela kimilerinin göz
hastalıklarında faydalı olduğuna, kimilerinin sıtma hastalığını şifaya
kavuşturduğuna... inanmak. (el-İbda, 266)
34.
Bazılarının marufun kabri denenmiş tiryaktır (şifa kaynağıdır)
demeleri. (er- Reddu ale'l-Bekri, 232-233)
35.
Bazı şeyhlerin müridlerine senin Allah'tan bir ihtiyacın olursa, benden yardım
dile yahutta kabrimin yanında yardım dile demesi. (Aynı yer)
36.
Velinin kabri etrafında bulunan ağaç, taş gibi şeylerin kutsanması ve onlardan
herhangi birisini kesenlerin bir şekilde rahatsız edici bir musibet
ile karşılaşacağına inanılması.
37.
Kimilerinin her kim ayete'l-kürsi'yi okur ve Şeyh Abdu'l-Kadir Geylani'nin
bulunduğu tarafa döner, yedi defa ona selam verirse verdiği herbir selam ile
birlikte onun kabrine doğru bir adım yaklaşır ise ihtiyacı karşılanır. (Fetava,
IV, 309)
38.
Kendisi öldükten sonra kocası evlenen vefat etmiş kadının kabri
üzerine kıskançlığının ateşini söndüreceği iddiasıyla su serpmek. (el-İbda,
265)
39.
Peygamberlerin ve salihlerin kabirlerini ziyaret etmek için yolculuk
yapmak. (Fetava, I, 118, 122, IV, 315; Mecmuatu'r-Resaili'l-Kübra, II,
395; er-Raddu ale'l-Bekri, 233; el-İbda, 100-101; er-Raddu ale'l-Ahnai, 45,
123-124, 219, 384)
40.
İbrahim el-Halil (a.s)'ın kabri yanında yüce Allah'a yakınlaşmak ümidiyle
davul, zurna, boru çalmak ve raks etmek. (el-Medhal, IV, 246)
41.
İbrahim el-Halil'i binanın iç tarafından ziyaret etmek. (Aynı eser, IV, 245)
42.
Kabirler içerisinde odalar yapmak ve orada kalmak. (Aynı eser, I, 251-252)
43.
Kabirlerin üzerine mermer ya da tahtadan levhalar yerleştirmek. (Aynı
eser, III, 272-273)
44.
Kabrin etrafını parmaklıklarla çevirmek (aynı eser, III, 272)
45.
Kabri süslemek (Şerhu't-Tarikati'l-Muhammediyye, I, 114-115)
46.
Kabristana mushaf götürmek ve o mushaftan ölünün üzerine Kur'ân
okumak.(Tefsiru'l-Menar, Ahmed'den naklen, VIII, 267)
47.
Orada Kur'ân okuyacak kimseler için kabirlerin yanında
mushaflar koymak.(Fetava, I, 174; el-Ihtiyaratu'l-İlmiyye, 53)
48.
Kabrin duvarlarını ve direklerini dümdüz edecek şekilde traşlamak.(Ebu
Şame, el-Bais, 14)
49.
Yatırın iç tarafına -yatır sahibinin haklarında ayırdedici hükmünü
verecek kanaatiyle- şikayet dilekçelerini sunmak ve yatırın iç
taraflarına bırakmak. (İbda, 98, el- Kaidetu'l-Celile, 14)
50.
Velilerin kabirlerindeki pencereler üzerine -onlara ihtiyaçlarını
görmelerini hatırlatmak amacıyla- bez bağlamak.
51.
Velileri ziyaret edenlerin tabutlarına kapı çalar gibi vurmaları ve
onlara asılmaları. (el-İbda, 100)
52.
Teberrük maksadıyla kabrin üzerine mendiller ve kumaşlar bırakmak.
(el- Medhal, I, 263)
53.
Bazı kadınların kimi kabirler üzerine hamile kalmak amacıyla uzanmaları ve
ona belli yerlerini sürtmeleri.
54.
Kabri el sürmek suretiyle istilam etmek ve öpmek. (el-İktida, 176; el-İ'tisam,
II, 134, 140; İbnu'l-Kayyim, İğasetu'l-Lehfan, I, 194; el-Birgivi, fi Atfali'l-Muslimin,
234; el-Bais, 70; el-İbda 90)
55.
Karnı ve sırtı kabrin duvarına yapıştırmak. (el-Bais, 70)
56.
Bedenini yahut bedeninin bir bölümünü kabre ya da kabre yakın parmaklık vb.
yapıştırmak. (Fetava, IV, 310)
57.
Yanakları kabirlere değdirmek. (İğasetu'l-Lehfan, I, 194, 198)
58.
Peygamberlerin ve salihlerin kabirlerinin etrafında
dönmek (tavaf). (Mecmuatu'r-Resaili'l-Kübra, II, 372; el-İbda, 90)
59.
Herhangi bir kabir yanında Arafat'ta durur gibi toplanmak. Bu da
hakkında güzel zan beslenenlerden birisinin kabrine arafe günü gitmek ve
Arafat'ta olduğu gibi kabri yanında büyük bir kalabalık halinde toplanmak
demektir. (Iktidau's-Sırati'l-Mustakim, 148)
60.
Kabrin yanında havyan ve kurban kesmek. (Aynı eser, 182; el-Ihtiyarat,
53; Nuru'l-Beyan, 72)
61.
Dua edileceği vakit salih kimsenin bulunduğu tarafa doğru
yönelmek. (Iktidau's-Sırati'l-Mustakim, 175; er-Raddu ale'l-Bekri, 266)
62.
Bazı salih kimselerin bulunduğu tarafa arkayı dönmemek. (Aynı yer)
63.
Kabul edilir ümidiyle peygamberlerin ve salihlerin kabirleri yanında dua etmek
üzere gitmek.10 (el-Kaidetu'l-Celile, 17,
126-127; er-Raddu ale'l-Bekri, 27, 57; er-Raddu ale'l-Ahnai, 24; el-Ihtiyaratu'l-İlmiyye,
50; İğasetu'l-Lehfan, I, 201-202, 217)
64. Bu
gibi kabirlerin yanında namaz kılmak üzere gitmek. (er-Raddu ale'l-Ahnai, 124;
Iktida, 139)
65. Bu
gibi kabirlerin yanında o kabirlere doğru namaz kılmak için gitmek.
(er- Raddu ale'l-Bekri, 71; el-Kaidetu'l-Celile, 125-126; İğasetu'l-Lehvan,
I, 194, 198; el- Hadimi, Şerhu't-Tarikati'l-Muhammediyye, IV, 322)
66. Bu
gibi kabirlere orada zikir yapmak, Kur'ân okumak, oruç tutmak ve hayvan kesmek
maksadıyla gitmek. (Iktida, 181, 154)
67.
Allah'a kabirde bulunan vasıtası ile tevessül etmek, onu vesile
yapmak. (İğasetu'l-Lehvan, I, 201-202, 217; es-Sünen
68.
Kabirdekinin adına yüce Allah'a and vermek. (İbn Teymiye, Tefsir-u Sureti'l-
İhlas, 174)
69.
Ölene yahut peygamber ve salihlerden hazır bulunmayanlarına: Yüce Allah'a
(benim
için) dua et ya da dilekte bulun denilmesi. (el-Kaidetu'l-Celile,
124; Ziyaratu'l- Kubur, 108-109; er-Raddu ale'l-Bekri, 57)
70. Ey
efendim filan benim imdadıma koş yahutta düşmanıma karşı bana
yardımcı ol gibi sözlerle ölüden yardım istemek. (el-Kaide, 14, 17,
124; er-Raddu ale'l- Bekri, 30-31, 38, 56, 144; es-Sünen, 124)
71.
Ölünün Allah'tan ayrı olarak çeşitli işlerde tasarruf sahibi
olduğuna inanmak.(es-Sünen, 118)
72.
Kabrin yakınında itikafa çekilmek ve kabre mücavirlik yapmak. (Iktida,
183,210)
73.
Tazim ettikleri kabirlerin ziyaretinden gerisin geri yürüyerek çıkmak.
(el-
Medhal,
IV, 238; es-Sünen, 69)
74.
Şehirlere orada bulunan velileri ve ölüleri ziyaret etmek üzere gelen birtakım
dervişlerin şehirlerine dönmek istedikleri vakit: Bu şehirdeki bütün
sakinler için efendim filan, efendim filan için deyip, isimlerini
söyleyerek, onlara yönelerek, işaret ederek ve yüzünü sürerek el-fatiha
demeleri. (es-Sünen, 69)
75. Bu
ziyaretçilerin: es-Selamu aleyke ya veliyallah. Peygamber (s.a)'ın,
dört kutbun, encabın, evtadın, kitabın
taşıyıcılarının, gavsların, silsile-i sadatın,
tarif sahiblerinin, kainattaki müderriklerin ve genel olarak bütün Allah'ın
velilerinin hepsi için el- fatiha ya hayy veya kayyum denilmesi,
arkasından fatiha'nın okunarak ellerini yüzüne sürmesi ve gerisin geri
çıkıp gitmesi. (Aynı yer)
76.
Kabri yükseltmek ve üzerine bina yapmak. (Iktida, 632; Tefsir-u Sureti'l-İhlas,
170, Sifru's-Saade, 57; Şevkâni, Şerhu's-Sudur, 66; Şerhu't-Tarikati'l-Muhammediye,
I, 114-115)
77.
Kabrinin üzerine bir bina yapılmasını vasiyet etmek. (el-Hadimi, IV, 326)
78.
Kabirleri alçı ile sıvamak (İğase, I, 196-198); el-Hadimi, IV, 322)
79.
Ölenin adını ve ölüm tarihini kabrin üzerine nakşetmek. (el-Medhal, III, 272;
Zehebi, Telhisu'l-Müstedrek, el-İğase, I, 196, 198; el-Hadimi, IV, 322;
el-İbda, 95)
80.
Kabirler ve yüce zatlardan kaldığı kabul edilen eserler üzerinde mescidler ve
meşhedlerin bina edilmesi. (Tefsir-u Sureti'l-İhlas, 192; Iktida, 6, 158; er-Raddu
ale'l-Bekri, 233; el-İbda, 99)
81.
Kabirler üzerinde ya da yakınında namaz kılmak suretiyle kabirleri mescidlere
dönüştürmek (el-İbda, 9; el-Fetava, II, 186, 178, IV, 311; Iktida, 52)
82.
Ölenin mescidde defnedilmesi ya da üzerine mescid yapılması. (İslahu'l-
Mesacid, 181)
83.
Kabe'ye arkasını dönerek ve kabre yüzünü çevirerek namaz kılmak. (Iktida,218)
84.
Kabirleri bayram yerine döndürmek. (Iktida, 148; Iğase, I, 190, 193; İbda, 85,
90)
85.
Ziyaretçiler gelip ziyaret etsinler diye kabrin içinde kandil yakmak (Medhal,
III, 273, 278; Iğase, 194, 198; et-Tarikatu'l-Muhammediye, IV, 236; İbda, 88)
86.
Kabirdeki kandiller yahut bir dağ ya da bir ağaçta yakmak üzere zeytinyağı ve
mum adamak. (Islah, 232-233; Iktida, 151)
87.
Medinelilerin mescide girdikleri ya da çıktıkları her seferinde
Peygamber efendimizin kabrini ziyaret etmeye gitmeleri. (er-Raddu ale'l-Ahnai,
24, 150-151, 156, 217- 218; Kadı Iyad, eş-Şifa fi Hukuki'l-Mustafa, II, 79)
88.
Peygamber (s.a)'ın kabrini ziyaret etmek amacıyla yola çıkmak.
89.
Peygamber (s.a)'ı receb ayında ziyaret etmek.
90.
Mescide girildiği vakit kabri şerif tarafına yüzünü çevirmek ve kabirden
uzakça bir yerde sağ elini, sol elinin üzerine tıpkı namazdaymış gibi
koyarak son derece huşulu bir şekilde ayakta durmak.
91.
Peygamber (s.a)'dan (kendisi için) mağfiret dilemesini istemek ve bu
arada:
"Şâyet
kendilerine zulmettiklerinde sana gelip de Allah'tan mağfiret
dileselerdi..." (en- Nisa, 4/64) âyetini okumak. (er-Raddu ale'l-Ahnai,
164-165, 216; es-Sünen, 68)
92.
Peygamber (s.a) ile tevessül etmek.
93.
Peygamber efendimizin adını vererek yüce Allah'a and vermek.
94.
Yüce Allah'tan ayrı olarak ondan yardım dilemek, imdada koşmasını istemek.
95.
Saçlarını kesip, Peygamber (s.a)'ın türbesine yakın bulunan büyükçe kandile
atmak. (el-İbda, 166; el-Bais, 70)
96.
Peygamber efendimizin kabr-i şerifine sürtünmek. (Medhal, I, 263; Sünen, 69;
el-İbda, 166)
97.
Peygamber efendimizin kabrini öpmek (son anılan iki yer)
98.
Peygamberin kabrini tavaf etmek (Mecmuatu'r-Resaili'l-Kübra, II, 10,
13; Medhal, I, 263; el-İbda, 166; es-Sünen, 69; el-Bais, 70)
99.
Peygamberin kabri şerifinin duvarına karnı ve sırtı yapıştırmak. (İbda, 166;
el-Bais, 70)
100.
Eli Peygamber efendimizin kabr-i şerifinin hücresinin penceresine koymak ve
herhangi bir kimsenin: Elini pencerisinin üzerine koyduğun ve şefaat ya
Rasûlullah dediğin o kimsenin hakkı için diyerek yemin etmek.
101.
Kendisine dua etmek maksadıyla Peygamberin hücresine yönelerek,
Peygamberin kabrinin yanında uzunca ayakta durmak. (el-Kaidetu'l-Celile, 125;
er-Raddu ale'l-Bekri, 125, 232, 282; Mecmuatu'r-Resaili'l-Kübra, II, 391)
102.
Peygamber mescidindeki ravzada kabir ile minberi arasında sayhani
diye bilinen hurmayı yemek suretiyle Allah'a yakınlaşacağını zannetmek.
(el-Bais, 70; İbda,166)
103.
Bir hatim okumak yahut birtakım kasideler söylemek maksadıyla Peygamber
(s.a)'ın
kabri yakınında toplanmak. (Mecmuatu'r-Resaili'l-Kübra, II, 398)
104.
Peygamber (s.a) ya da onun dışındaki peygamberlerin ve salihlerin kabirlerini
açmak suretiyle yağmur duasına çıkmak. (er-Raddu ale'l-Bekri, 29)
105.
İhtiyaçların yazıldığı birtakım belgelerin Peygamber (s.a)'a gönderilmesi.
106.
Bazılarının: Peygamber (s.a)'ın kabrini ziyaret ettiği sırada
ihtiyaçlarını ve günahlarının bağışlanmasını diliyle zikretmemesi
gerekir. Çünkü onun ihtiyaçlarını ve onun faydasına olan işleri Peygamber
ondan daha iyi bilmektedir demeleri.
107.
Peygamber (s.a)'ın ümmetine şahidlik etmesi, onları görmesi,
durumlarını, niyetlerini, hasretlerini ve kalblerinden geçenleri bilmesi
noktasında hayatı ile ölümü arasında fark yoktur demeleri.
EBU MUAZ SEYFULLAH ERDOĞMUŞ
Bu hususu
Şerhu'ş-Şir'a
(s.
570)
müellifi
şu sözleriyle
kaydetmektedir:
"Ziyarette
sünnet
olan
önce abdest
almakla
başlayıp,
herbir
rekatte...
okuyacağı iki
rekat namaz
kılar."
Oysa bunun
sünnetle
hiçbir
alakası yoktur. Aksine
sünnette önceden
de
geçtiği
üzere bu şekilde
kabirlerin
yanında
namaz
kılmak
kastı ile gitmenin
haram
kılınması
sözkonusudur.
Az
önce
kaydettiğimiz
nota
da
bakabilirsiniz.
Elbani
der ki;
"Kim
kabristana
girip
de Yasin
suresini
okursa Allah
onların
(yüklerini)
hafifletir
ve o kabirlerde
bulunanlar
sayısınca
o
kimselere
hasenat
yazılır."
diye
rivayet
edilen
hadisin
sünnet
kitablarının
hiçbirisinde
herhangi
bir
aslı
esası yoktur.
Suyutî
bunu
Şerhu's-Sudur(s.130)'da
kaydettikten
sonra
hadisin
kaynaklarına
"el-Hallal'ın
arkadaşı
Abdu'l-Aziz
kendi senediyle
Enes'den
rivayet
etmiştir"
sözlerinden
daha fazla bir
şey
söylememiştir.
Daha sonra
bu
hadisin
senedine
vakıf
oldum.
el-Ahadiysu'd-Daife,
1246'da
tahkik
ettiğim
üzere
bu
senedin
elle
tutulur
hiçbir
tarafının
bulunmadığını
gördüm.
Bu hadisi
Birgivi,
Ahvalu
Atfali'l-Müslimin(s.
229)'de
zikretmekte
ve
şöyle
demektedir:
"Haberde nakledildiğine
göre:
Kim
bir
mü'minin
kabrini
ziyaret
eder
ve
Allah'ım...
Senden
isterim
diyecek
olursa,
Allah sura
üfleneceği
günde
üzerinden
azabı kaldırır."
Bu batıl bir
hadis
olup,
sünnet
kitablarının
hiçbirisinde
bunun
aslı
astarı
yoktur.
Birgivi
merhumun
muhaddislerden
herhangi
bir
kimseye
bunu
isnad
etmeksizin
bu hadisi
nakletmeyi
nasıl
caiz
gördüğünü
bilemiyorum.
Çünkü
bu hadiste yine
ona göre
az önce
belirtilen
eserinde
kaydettiği
üzere (s.
352)
bid'at
haram ve
tahrimen
mekruh kabilinden olan tevessül
de sözkonusu
edilmektedir.
Bu bid'ati
kabul edenlerin
birisi
de eş-Şir'a'nin
şarihi
(s.757)'dir.
Bunlar
bunu Cabir
b. Süleym'in
rivayet
ettiği
şu
hadise
dayanırlar:
Rasûlullah
(s.a)
ile
karşılaştım.
Ona
aleyke's-selam
dedim.
O
aleyke's-selam,
ölüye
verilen
selam
şeklidir...
diye
buyurdu.
Hadisi
Ebu
Davud(II,179),
Tirmizi(II,120),
Hakim
(IV, 186),
Hakim
hadisin
sahih
olduğunu
belirtmiş,
Zehebi de
bu
hususta
ona muvafakat
etmiştir.
Hadis dedikleri
gibidir.
Hattabi de
şöyle
demektedir:
"Peygamber
efendimizin
bu
sözü
söylemesi
ölülere
selam
vermek
hususunda
onların
-cahiliye
dönemindeki arabları
kastediyor-
görülegelen
geleneklerine
işaret
etmektedir.
Çünkü onlar
duadan
önce
ölenin
ismini
söylüyorlardı.
Aynı
zamanda bu
şiirlerinde
de
geçen
bir
ifadedir.
Şairin
şu
beyitinde
olduğu
gibi:
"Sana olsun
Allah'ın
selamı
ey Kays
b. Asım
Ve rahmeti de her rahmet
etmek istediğinde."
Ancak
sünnet
canlılara
ve
ölülere
selam
vermek
bakımından
farklılık
arzetmez."
Bu
açıklamayı
İbnu'l-Kayyim,
Tehzib-u
Sünen-i
Ebi Davud
adlı
eserinde
Ali
el-Kari
de el-Mirkat
(II, 406,
479) adlı eserinde
desteklemişlerdir.
Oraya
bakınız.
Şerhu'ş-Şir'a
(s.
568)'de
bunu müstehab
görmüş.
Ancak
sünnette
bunun
herhangi
bir aslı
astarı
yoktur. Aksine sünnette
buna muhalif olan husus
vardır. 125. meseleye bakınız.
Şeyhu'l-İslam,
el-İhtiyarat
(181)'de
şunları
söylemektedir:
"Kabirleri
ve meşedleri sadece kendisine
hacı denilsin
diye
ziyaret
eden
bir
kimse
kâfir
ve
sapık
hacıların
ayağına
vurulan
bukağı gibi bir
bukağı
vurularak
tazir
edilir
ve her
kim
bu
gibi
yerleri
ziyaret
etmeye
hac
adını
verir yahutta
bunların
özel birtakım
ziyaret
ibadetlerinin
olduğunu
kabul
ederse,
şüphesiz
ki o
sapık
ve
saptırıcıdır.
Beytullahın
haccının
özelliklerinden
olan
herhangi
bir
şeyi
hiçbir
kimse
bu
gibi
yerlerde
yapma
hakkına
sahip
değildir.
İbn Abidin
(I, 839)'de bunun
mekruh
olduğunu
söylemektedir ki bu da tahrimen
mekruh demektir.
Gazali,
el-İhya,
(I,
244)'de
bunu
kabul
etmeyerek
şöyle
demiştir:
"Şüphesiz ki
bu
hristiyan
ve yahudilerin
adetidir."
İğasetu'l-Lehfan
(I,
218)
ve
başka
yerlerde
şöyle
demektedir:
"İmam
Şafiî'nin,
Ebu
Hanife'nin
kabri
yanında
dua etmek üzere gittiğine
dair nakledilen
hikaye açıkça
yalandır."
Şeyhu'l-İslam
fetvalarında
(IV, 310-311,
318)
şunları
söylemektedir:
"Dımaşk
camiinin
doğu tarafında
Hud (a.s)'ın
kabri
olduğu
söylenen
yerde
-ki
ilim
adamlarının
kabul
ettikleri
oranın
Muaviye
b. Ebi
Süfyan'ın
kabri olduğudur-
yahut
ta
Yahya
b.
Zekeriya'nın
başının
altında
bulunduğu
ahşabın
yakınında
namaz
kılmaya
çalışmak ve dua
etmek de
buna yakındır.
Malik
bunu
mekruh
görerek
şöyle
demiştir:
"Bu ümmetin
ilklerinin
ve önce
gelenlerinin
bu
işleri
yaptıklarına
dair
bana
bir
haber
ulaşmış
değildir.
Böyle
bir
hareket
ancak
bir
yolculuktan
gelen
yahutta
Medine
dışından
Mescid-i
Nebevi'ye
gelen
kimseler
için
müstesna
mekruhtur.
Kadı
Iyad
da
bunu
böylece
nakletmiştir.
İbnu's-Salah'dan
şöyle
dediği
nakledilmektedir:
"Kabr-i
şerifin etrafında
dolaşmak
(onu
tavaf etmek) caiz
değildir."
Üzücü hususlardan
birisi
de
bu
bid'at
ile
bundan
sonraki
bid'ati
İbnu'l-Hac
(I,
259,
264)'e
ait
Kitabu'l-Medhal'de
nakletmiş
idim. O bunları
şeriatte
haklarında
nass
bulunan
hususlardanmış
gibi teslimiyetle
kabul
etmiş bir
şekilde
zikretmektedir. Bu
kabilden
onun
pekçok
örnek
gösterilecek
hususları
vardır. Bunların
bazılarının
ondan
olduğuna
dair
işarette
bulunmaksızın
geçmiş
bulunmaktadır..
Bundan
çokça hayret
etmemizin
sebebi
onun
bu
kitabının
tek
tek
bid'atleri
zikretmek
hususunda
önemli
ve büyük
bir
kaynak
oluşundan
dolayıdır.
fakat onun
da
bu
husustaki
bilgisinde
başkasını
taklid
ettiğini
ve
büyük
ölçüde
sufilerin
yolundan
ve
saçmalıklarından
etkilendiğini
öğrenince
bu
hayret
ortadan
kalkar
ve İmam
Malik'in
söylediği
şu
sözün
doğruluğuna
olan
kesin
inancımız
daha
da artar:
"Bizden
sözleri
arasında
reddolunmadık
hiçbir
kimse
yoktur.
Şu kabrin
sahibi müstesna." Allah'ın
salât
ve selamı
ona.
Şeyhu'l-İslam,
er-Raddu
ale'l-Bekri
(s.
31)'de
şunları söylemektedir:
"Kimileri
Rasûlullah'ın
yahutta şeyhin
-sözkonusu
etmeden
dahi-
günahlarını ve
ihtiyaçlarını
bildiğini,
günahlarını
bağışlamaya,
ihtiyaçlarını karşılamaya
muktedir
olduğunu,
Allah'ın
muktedir
olduğu
şeylere
kadir
olduğunu,
Allah'ın bildiklerini
bildiğini
zanneder.
Bu gibi
kimseleri
ben bizzat
gördüm ve bunu kendilerinden
dinledim.
Onlardan
kimileri
de
şeyhtir,
müftüdür, hakimdir,
müderristir."
Yardımcımız
Allah'tır.
La havle ve
la kuvvete illa
billah.
|
|
|