ŞEYHLERİN RESİMLERİNİ ASMAK |
2008-08-08 |
ŞEYHLERİN
RESİMLERİNİ ASMAK
İslam dini hayatın her alanında müdahil olan ve belli başlı kuralları olan bir
dindir. Müslüman demek bu esaslara yani kendisini Allah’a teslim etmedikçe
iman etmiş olmaz. Bu esaslar içerisinde bulunan en küçük ve zararsızmış gibi
görünen bir emir dahi Allah ve Rasulü tarafından kulun hidayeti için ve
sapıklığa düşmemesi için gerekli görülmüştür. Hidayete ve kurtuluşa tabi
olanlar Allah ve Rasulünün emirlerine tevilsiz ve sündürmeden uymak
zorundadır.
Cenab-ı Hak (c.c.) buyuruyorki:
“Kim
Allah'a ve Rasulüne itaat ederse ve Allah’tan korkup O'ndan sakınırsa, işte
kurtuluşa ve mutluluğa erenler bunlardır."
“Resulüm deki: Eğer
Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah’ta sizi sevsin ve günahlarınızı
bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”
Sünnetten uzaklaşanların, özellikle tasavvuf çevrelerinin son dönemlerde
yaptıkları yanlışlardan bir tanesi de şeyhlerin ve çeşitli şahısların
resimlerini evlere, işyerlerine, vitrinlere vb. yerlere asmaları ve onlara
tazim etmeleridir. Bu hastalığın Hz. Adem (a.s.)’dan günümüze kadar değişmeden
devam ettiği tefsirlerden anlaşılmaktadır. Bu davranışın ilk başlangıcının Hz.
Adem (a.s.)’a yakın dönemlere kadar uzandığını görünce insanın nasılda aynı
hastalıkları devam ettirdiği ortaya çıkmaktadır.
“Âdem (a.s.)’ın birçok çocuğu
oldu ve nesli çoğaldı insanlar babalarının dini üzereydiler Allah’a ibadet
ediyor ona hiçbir şeyi ortak koşmuyorlardı. Şeytan bundan rahatsızdı.
İnsanları puta tapmaya ve Allah’a şirk koşmaya alıştırmak istiyordu. Çünkü
şeytan çok iyi biliyordu ki; şirk büyük bir zulümdür. Ancak buna insanları
yöneltmek için bir yol bulması gerekiyordu. İnsanlara direkt olarak puta tapın
dese insanlar ona itibar etmezdi.
Lakin şeytan bir yol buldu;
İnsanlar içinde gece gündüz
ibadet eden Allah’tan korkan, Allah’ı çokça zikreden, Allah’ın onları sevdiği
ve onlarında Allah’ı sevdiği zat’lar vardı. İnsanlar onlara büyük saygı
duyuyor ve yüceltiyorlardı. Bu kimseler öldükleri zaman şeytan insanlara bu
kimseleri hatırlatırdı. Onlarda “Sübhanallah! onlar Allah adamı, Allah
dostuydu” derlerdi. Şeytan “onlar için hüzünlü müsünüz, özlüyor musunuz ?”
dediğinde, evet şiddetli bir şekilde özlüyoruz derlerdi. Şeytan dedi ki:
“niçin her gün onlara bakmıyorsunuz?”, “Onlar ölmüşken buna nasıl imkân
bulabiliriz ki” dediler. Şeytan “onların resimlerini yapın her gün onların
resimlerine bakar hatırlarsınız, onları yad edersiniz.” dedi. İnsanlar bu
sâlih kimselerin resimlerini yaptılar. O resimlere bakıp işte bunlar sâlih
kimselerdir derlerdi. Bu resimler zamanla temsili kabartmalara dönüştü. Bu
resim ve temsilleri evlerine ve mescitlere astılar. Allah’a şirk koşmuyoruz
çünkü bunlar ne fayda nede zarar verebilir ayrıca bunlar sâlihlerin
temsilleridir diyorlardı. Bu temsiller gün geçtikçe çoğaldı ve bunlara tazim
ve yüceltme artmaya başladı. Bunların yanında dua edince kabul olunacağına
inanmaya başladılar. Ne zaman ki sâlih birisi ölse hemen onun temsilini
yaparlardı. Yeni doğan nesil babalarını bu temsillere tazim eder halde ve rükû
eder halde buldular babalarından gördüklerini daha da artırdılar. Onlara secde
etmeye, onlardan istemeye ve onlar için kurban kesmeye başladılar. Bu
temsiller sonunda heykellere dönüştü. İnsanlar Allah’a ibadet eder gibi
bunlara ibadet etmeye başladı.
Peygamber (s.a.v.)’de geçmiş ümmetler hakkında şöyle buyurdu:
“Onlar, içlerinden
salih bir adam öldüğü zaman kabri üzerine mescid bina ederler ve orayı
resimlerle donatırlardı. Allah katında insanların en şerlileri onlardır.”
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“İçinde resim
bulunan bir eve melekler girmez.”
“İçinde köpek ve
heykeller bulunan bir eve melekler girmez.”
“Cibril (a.s.) şöyle
dedi: Biz içinde köpek ve resimler bulunan bir eve girmeyiz.”
Aişe (r.a.)’den: “Rasulullah
(s.a.v.) evinde bulunan her tasviri mutlaka yok ederdi.”
Ali (r.a.) şöyle buyurdu: Rasulullah’ın beni
vazifelendirdiği şey ile seni vazifelendireyim mi? Silmediğin resim ve yerle
bir etmediğin yüksek kabir kalmasın.”
Usame (r.a.)’den: “Kâbe’de Rasulullah (s.a.v.)’in
yanına girdim. O bir resim gördü. Benden bir kova su istedi, ben de getirdim.
Rasulullah bu su ile o resmi silmeye başladı. Ve silerken şöyle diyordu:
“Allah yaratamadıkları şeylerin resimlerini yapanları kahretsin”
Rasululllah
(s.a.v.) Mekke’nin fethi günü Ömer radıyallahu anh’e Kâbe’nin üç duvarında
bulunan bütün resimlerin silinmesini emretti. Rasulullah (s.a.v.) burada
bulunan bütün resimler silinmeden içeri girmedi.
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bana Cibrîl (a.s.)
geldi ve: ‘Dün sana gelmiştim (ama yanına girmedim). Girmeyişimin sebebi de
üzerinde timsaller bulunan perde bezi idi. Orada bir de köpek vardı, kapının
üzerinde de insan resimleri bulunuyordu. Timsallerin başlarının koparılmasını
emret ki ağaç şekline dönsün. Örtüden ayak altına atılacak iki minder
yapılmasını, köpeğin de dışarı çıkarılmasını söyle!’ Bu söylenenler yapıldı.”
Aişe (r.a.) anlatıyor: “(O
yokken) ben, yüklüğün önüne, üzerinde resimler bulunan bir bez çekmiştim.
Rasulullah (s.a.v.) perdeyi görünce, çekip attı, (öfkeden) yüzü de kızarmıştı.
“Ey Âişe! Buyurdu;
Bil ki, kıyamet günü insanların en çok azab görecek olanı Allah’ın
yarattıklarını taklit edenlerdir.” Hz. Âişe rivayetine devamla dedi ki: “Biz o
bezi kestik bir veya iki minder yaptık.”
Bazıları; bu gün şirk tehlikesi yok, biz şirk koşmak için
yapmıyoruz, biz tazim etmiyoruz, biz muhabbet için asıyoruz ve rabıta kurmaya
faydası olduğu için taşıyoruz, yada bunda ne kötülük olabilir diye mazeretler
uydurarak bu olayı savsaklamaya çalışsalarda kesinkes bilinmelidir ki, bu
davranışları emirleri sündürmek ve isyan etmek demektir. Ayrıca Rasulullahın
hayır görmediği bir şeyde, yasakladığı bir şeyde sakınca görmeyenler onun
sünnetine tabi olduklarını nasıl söyleyebilirler.
En tehlikeli olan ise peygamberimize ait olduğu iddia edilen güya
rahip bahira tarafından çizildiği söylenilen bir çocuk resminin avamı bırakın
bazı şeyhler tarafından bile evlerin baş köşesine asıldığına şahit oluyoruz.
Bu fitnenin ileriki zamanlarda nasıl bir tahrifata neden olabileceğini
kestiremiyoruz ama bu fiili yapanlara engel olunması gerektiği kanaatindeyiz.
Bu kadar açık delillerden sonra çeşitli insanların resimlerini evlerine,
işyerlerine, vitrinlerine ve benzeri yerlere asanlar bilmelidir ki, bu
davranış Allah ve Rasulünün emrlerine ters düşmektedir. Bu durumda elbette
ebedi azabı hak etmeyi beraberinde getirir. Dolayısıyla derhal bu tip sünnet
dışı hurafe davranışlar terkedilmelidir.
Ebu Muhammed Musab KÖYLÜOĞLU
|
|
|