REGAİB NAMAZI BİDATİ |
0000-00-00 |
REGÂİB NAMAZI BİD'ATI
﴿
بدعة صلاة الرغائب
﴾
Hamd, yalnızca
Allah'adır.
Regâib namazı, Receb ayında dîne sonradan sokulan bid'atlardan olup Receb
ayının ilk Cuma gününün gecesi, akşam ile yatsı namazı arasında kılınan
namazdır. Bu namazdan önce de Receb ayının ilk Perşembe günü tutulan Perşembe
orucu vardır.
Regâib namazı, ilk defa Beytul-Makdis'de, hicrî 480 yılından sonra ihdas
edilmiştir (dîne sokulmuştur).Ne Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den,
ne sahâbeden birisinden, ne fazîletli dönemlerden (sahâbe, tâbiîn ve etbâu't-tâbiîn),
ne de mezhep imamlarından böyle bir fiil nakledilmiştir. Regâib namazının
yerilen bir bid'at olduğunu ve övülen bir sünnet olmadığının isbâtı konusunda
sadece bu zikredilen şeyler yeterlidir.
İslâm âlimleri de Regâib
namazından sakındırmışlar ve bu namazın, dalâlet bid'atı olduğunu
belirtmişlerdir.
Nitekim İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
"Regâib namazı olarak bilinen ve Receb ayının ilk Cuma gecesi, akşam ile
yatsı namazı arasında on iki rekat olarak kılınan bu namaz ile Şaban ayının
ortasında yüz rekat olarak kılınan namaz, iki çirkin bid'at olan namazdır.Bu
iki namazın, "Kûtu'l-Kulûb" (Kalplerin Azığı) ile "İhyâu Ulûmi'd-Dîn" (Dînî
İlimlerin Yaşatılması) adlı iki kitapta zikredilmesine ve bu iki kitapta
zikredilen hadise aldanılmaması gerekir.Çünkü bütün bunlar bâtıldır.Yine,
hadisin hükmü kendisine karmaşık gelen bazı imamların bu namazın müstehap
olduğunu yazmalarına aldanılmaması gerekir.Çünkü böyle diyen imamlar, bu
konuda hata etmişlerdir. İmam Ebu Muhammed Abdurrahman b. İsmail el-Makdisî bu
namazın bâtıl olduğu konusunda nefis bir kitap yazmış ve bu konuyu çok güzel
zikretmiştir. Allah kendisine rahmet etsin."[1]
Yine, Nitekim İmam
Nevevî -Allah ona rahmet etsin-, Müslim'in Şerhi'nde şöyle demiştir:
"Bu bid'atı (Regâib namazı) çıkarana ve icat edene
Allah lânet etsin.Bu namaz, dalâlet ve bilgisizlik sayılan çirkin
bid'atlardandır. Bu bid'attaki çirkinlikler, açık-seçiktir. Birçok âlim, bu
bid'atın çirkin olduğu, bu namazı kılanın ve çıkaranın dalâlette olduğu ve bu
bid'atın çirkin ve bâtıl olduğu, bu bid'atı işleyenin dalâlet içerisinde
olduğunu gösteren sayılamayacak kadar pek çok şeyin olduğu konusunda nefis
kitaplar yazmışlardır."
İbn-i Âbidin de -Allah ona
rahmet etsin- hâşiyesinde şöyle demiştir:
"'el-Bahru'r-Râik' adlı kitabın yazarı şöyle
demiştir:
...Böylelikle, Receb ayının ilk Cuma gününde kılınan Regâib namazı için
toplanmanın kerih (çirkin) ve bid'at olduğu anlaşılmaktadır...
Büyük âlim Nuriddîn el-Makdisî'nin bu bid'at hakkında yazdığı "Red'u'r-Râğib
an Salâti'r-Reğâib" adında güzel bir kitabı vardır. Yazar, bu bid'at konusunda
dört mezhebe mensup eski ve yeni âlimlerin görüşlerini detaylı bir şekilde
zikretmiştir."[2]
İbn-i Hacer el-Heysemî'ye -Allah ona rahmet etsin-: "Regâib
namazını cemaatle kılmak câiz midir? Yoksa câiz değil midir?"
Diye sorulmuş, bunun üzerine o
şöyle cevap vermiştir:
"...Regâib namazına gelince, bu namaz, Şaban ayının ortasında kılınan ve
herkesçe bilinen namaz gibidir.Dolayısıyla bu iki namaz, çirkin ve dînde
yerilen iki bid'attır. Bu iki namaz hakkında rivâyet olunan hadisler,
uydurmadır.Bu sebeple bu iki namazı ister tek başına, isterse cemaat olarak
kılmak, çirkin görülmüştür."
[3]
Mâlikî mezhebi
âlimlerinden İbn-i'l-Hâc -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Bu kıymetli ayda (yani Receb ayında) ihdas ettikleri
(dîne sonradan yerleştirdikleri) bid'atlardan birisi de, Receb ayının ilk Cuma
gecesi câmii ve mescitlerde kıldıkları Regâib namazıdır.İnsanlar, bulundukları
ülkelerin câmii ve mescitlerinde toplanıp bu bid'atı işlemekte ve dînen meşrû
sayılan bir namaz gibi mescitlerde cemaatler halinde bir imamın arkasında
toplu halde kılmaktadırlar...
İmam Mâlik'in -Allah Teâlâ ona rahmet etsin- bu konudaki mezhebi (görüşü): Hiç
şüphe yok ki Regâib namazı, yapılması mekruh olan bir fiildir. Çünkü bu namaz,
bizden öncekilerin yapmış oldukları fiillerden değildir.İyilik ve hayrın her
türlüsü, onlara uymaktadır. Allah onlardan râzı olsun."
[4]
Şeyhulislâm İbn-i
Teymiyye -Allah ondan râzı olsun- bu konuda şöyle demiştir:
"Receb ayının ilk Cuma gününün gecesi kılınan Regâib namazı gibi, Receb
ayının başında ve Şaban ayının ortasında kılınan bin (1000) rekatlık namaz,
Receb ayının yirmi yedinci gecesi kılınan namaz ve benzeri namazlar gibi,
belirli rekatlar ve kıraatlarla, belirli vakitlerde cemaat halinde düzenli
olarak namaz kılınması hakkında sorulan soruya gelince, bu fiil, İslâm
imamlarının ittifakıyla meşrû değildir.Nitekim sözlerine itibar edilen âlimler
böyle demişlerdir.Bu gibi bid'atı, ancak câhil bid'atçı kimseden başkası
çıkarmaz. Dînde bunun gibi bir kapı açmak, İslâm'ın hükümlerini değiştirmeyi
ve Allah'ın, dînde izin vermediği şeyleri meşrû kılan kimselerin nasibini
(günahlarını) almayı gerektirir."[5]
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ondan râzı olsun- Regâib namazı hakkında
yine şöyle demiştir:
"Bu namazı, ne Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ne sahâbeden
birisi, ne tâbiîn, ne de müslümanların imamlarından birisi kılmıştır.Ne
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ne seleften birisi, ne de imamlar bu
namazı kılmaya teşvik etmişlerdir. Bu gecenin fazîletli olduğuna dâir herhangi
bir şey de zikretmemişlerdir.Bu konuda Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den
rivâyet olunan hadis, hadis âlimlerinin ittifakıyla yalan ve uydurmadır.Bunun
içindir ki sonraki âlimler şöyle demişlerdir: Regâib namazı, mekruhtur, sünnet
değildir."
[6]
Fıkıh Ansiklopedisi'nde şöyle gelmiştir:
"Hanefîler ve Şâfiîler, Receb ayının ilk Cuma günü
veya Şaban ayının ortasında özel şekilllerde veya belirli rekatlarla kılınan
Regâib namazının çirkin bir bid'at olduğunu belirtmişlerdir...
Ebu'l-Ferac b. el-Cevzî -Allah ondan râzı olsun- şöyle demiştir:
Regâib namazı, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e nisbet edilen bir
uydurma ve ona atılan bir iftirâdır...
Ebu'l-Ferac b. el-Cevzî -Allah ondan râzı olsun- devamla şöyle demiştir:
Bu namazın bid'at ve çirkin oluşunu birçok yönden belirtmişlerdir. Bunlardan
birisi de, sahâbe ve tâbiîn ile onlardan sonra gelen müctehid imamlardan bu
iki namaz hakkında hiçbir şey nakledilmemiştir.Şayet bu iki namaz meşrû
olsaydı, selef (ilk müslümanlar), bu namazları hiç kaçırmazlardı.Bu iki namaz,
ancak hicrî dört yüzüncü asırdan sonra ihdas edilmiştir."[7]
Yazan: Muhammed Salih el-Muneccid
Tercüme : Muhammed Şahin
Tetkik : Ümmü Nebil
[1]
İmam Nevevî; "el-Mecmû'"; c: 3, s: 548.
[2]
İbn-i Âbidin Hâşiyesi; c: 2, s: 26. (Özetle)
[3]
"el-Fetâvâ'l-Fıkhiyyetu'l-Kubrâ"; c: 1, s: 216.
[4]
İbn-i'l-Hâc el-Mâlikî; "el-Medhal"; c: 1, s: 294. (Özetle)
[5]
"el-Fetâvâ'l-Kubrâ"; c: 2, s: 239.
[6]
"el-Fetâvâ'l-Kubrâ"; c: 2, s: 262.
[7]
Fıkıh Ansiklopedisi; c: 22, s: 262.
|
|
|