Hamd
Alemlerin Rabbi, kulları üzerinde yegâne tasarruf sahibi, kullarının iyiliğini
isteyen ve hesap gününün sahibi, yüceler yücesi Allah’a (c.c.) aittir.
Salât ve
selam üstün ahlakın tamamlayıcısı, ümmetini dalaletten aydınlığa çıkartan Hz.
Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ in, ashabının ve onları örnek alıp, hayatını bu
uğurda tanzim eden ve her türlü sıkıntı işkence ve zulümlere maruz kalan
muvahhidlerin üzerine olsun. Onlar ki; sadece İslam düşmanlarıyla değil, bid’at
ve hurafelere dalarak yaşadıkları İslam’ı ehli sünnet yolu diye savunan
cahillerle de mücadelede hayatlarını feda etmişlerdir. Kimi zaman kafir, kimi
zaman münafık ve kimi zamanda sapık ilan edilenleri olduğu gibi canlarına bile
kastedilenleri de olmuştur.
Sitemizin oluşumunun temelinde ümmetin içinde
bulunduğu durumun, İslami yaşayıştan, Kuran ve sünnetten uzaklaşarak bid’at ve
hurafelere dalmalarının, ümmetin parça parça olmasının, Müslümanların
aşağılanmasının, yaşanan acıların karşısında hiçbir şey yapmadan oturan
zihniyetin, vermiş olduğu ızdırabın büyük bir etkisi bulunmaktadır.
Müslümanlar tevhidi, Kur’an ve sünneti doğru
anlayıp yaşadığı dönemlerde hep kıyam etmiş ve üstün olmuştur. Müslümanlar
şerefli bir hayat yaşayıp, hayatın içerisinde hüküm koyucu, hayatı şekillendiren
ve zalimlerin ortadan yok olduğu adaletin teminatı olmuşlardır. Ancak Tevhid,
Kur’an ve sünnetten uzak, bidat ve hurafelere dalmaya başlayan Müslümanlar,
İslam’ın ilk ve şekçin nesli tarafından yaşanan İslam’ı bir daha yaşayamamıştır.
O tertemiz berrak su kirletildiğinden bir daha o ilk nesil gibi içilememiştir.
Müslümanların Peygamberimiz ve ashabının bulunduğu
yol üzere tekrar dönmesi halinde bu din mensupları yine o eski günlerdeki gibi
tarih yazmaya başlayacaktır. Müslümanlar Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmaya
başlayınca Rabbimiz nimetlerini artıracak, fetih kapıları sonuna kadar açılacak
ve dünyanın ihtiyacı olan adaletli günler yeniden gelecektir. Bu hususta Kur’an
ve sünnete sündürmeden ve tevil etmeden tabi olanlar için hayat tarzı ve
izlenecek yok açık bir şekilde ifade edilmektedir.
Allah (c.c.) dinini tamamlamış ve bir eksiklik
bırakmamıştır.
اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتى وَرَضيتُ لَكُمُ اْلاِسْلاَمَ
دينًا
“Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim, ve sizin
üzerinize nîmetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâmiyet'e razı oldum.”
Allah (c.c.) dinde her şeyin delil ile ortaya
konulacağını bildiriyor.
لِيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنْ بَيِّنَةٍ وَيَحْيى مَنْ حَىَّ عَنْ بَيِّنَةٍ
“Helak olan apaçık bir delille helak olsun ve
yaşayanda apaçık bir delille yaşasın”
وَمَا اتيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهيكُمْ
عَنْهُ فَانْتَهُوا وَاتَّقُوا اللّهَ اِنَّ اللّهَ شَديدُ الْعِقَابِ
“Size Peygamber ne verirse artık onu alınız ve sizi
neden menettiyse hemen ona nihayet veriniz ve Allah'tan korkunuz. Şüphe yok ki:
Allah, azabı şiddetli olandır.”
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ
فَاتَّبِعُونى يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ
رَحيمٌ
“Resulüm deki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz
ki, Allah’ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece
bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”
“Her yenilik bidattir her bidatte sapıklıktır.”
Müslim
Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Yahudiler yetmiş bir fırkaya
ayrılmış, Hıristiyanlar da yetmiş iki fırkaya ayrılmışlardır. Ümmetim ise yetmiş
üç fırkaya ayrılacaktır.”
Ve kurtulanlar:
“Benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu yolun aynısını takip edenlerdir.”
buyuruyor.
O halde burada birkaç tanesi zikrettiğimiz ve
buraya sığmayacak kadar çok delillere göre dinde her kim neyi yapıyorsa bunun
Kur’an ve Peygamber (s.a.v.)’den bir delilini tevil etmeden ortaya koymalıdır.
Peygambere tabi olmadan Allah’ın dostluğunu, rızasını kazanmak mümkün değildir.
Daldıkları şirk ve bidatlerle Allah’a dost olacaklarını zannedenler ahirette
büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktır. Kurutuluş reçetesi Peygamberimiz ve
Ashab-ı kiram’ın bulunduğu yolu aynen takip etmekten geçmektedir.
Bütün bu delillerden sonra heva ve heveslerine tabi
olup, dinde yenilikler icat edenler, Peygamberimiz ve Ashabının yolundan
ayrılanlar hakkında Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا
تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبيلِ الْمُؤْمِنينَ نُوَلِّه مَا
تَوَلّى وَنُصْلِه جَهَنَّمَ وَسَاءَتْ مَصيرًا
“Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim
peygambere karşı çıkar ve mü’minlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o
yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir.”
Sitemiz bu ölçüler doğrultusunda çalışmalarını
sürdürmektedir. Ortaya konulan deliller ile ümmet-i Muhammedi selef-i salihin’in
(ümmetin ilkleri) bulunduğu yola davet etmekte, Müslümanları şirk, bidat ve
hurafelerden uzaklaştırmak, dünya üzerinde bulunan Müslümanların dertleriyle
dertlenmek, ve Müslümanların iletişim alanında sesi ve gözü olmak amacını
taşımaktadır.
Amacımız bid’at, hurafe, sapıklık ve bütün
yanlışlıkları ilmi alanda yaptığımız mesnetli araştırmalar ile yok etmeye
çalışıp, Kuran ve sünnet ışığında Tevhîdî bir itikadı yerleştirmek, Hakkı ve
sabrı tavsiye etmek ortadaki kokuşmuşlukların önüne geçmektir.
Bu doğrultuda yapılan bütün çalışmaların
neticesinde Müslümanlar ilk İslam neslinin anlayıp yaşadığı dine dönmesi halinde
zaten bütün sorunlar bir bir ortadan kalkacaktır. Bu konuda şu ayetlerin
tavsiyesine uyarak Rabbimizin rızası için bıkmadan, usanmadan, çalışmalara devam
etmek gerekmektedir:
وَلْتَكُنْ
مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ
وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاُولئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
104
“Ve sizden hayra dâvet eder,
iyiliği emreder, kötülüğü nehy eyler bir cemaat bulunsun işte felâh bulucular
onlardır..”
وَالْعَصْرِ
(1) اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفى خُسْرٍ
(2) اِلَّا الَّذينَ امَنُوا
وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
(3)
"Asr’a yemin olsun ki insanlar hüsrandadır. İman
edenler, Salih amel işleyenler ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler
müstesna."
Bizi
İbn Teymiyyeci, Vahhabi, kafir, bidatçi ve sapık ilan edenleri Allah'a (c.c.)
havale ediyoruz. Onun mahkemesinde hesap vereceklerini asla unutmamalıdırlar.
Biz kimseyi felanın, filanın yoluna değil bizzat Resulullah'ın ve ashabının
yoluna davet ediyoruz. Ortaya koyduklarımız mutlaka bir delile dayanmaktadır.
Karşımızda bulunanlar taklit ettikleri kişilerin fikirlerini deliller
çerçevesinde değerlendirmeden adeta maymun taklidi yapmaktadırlar. Bizim
delillerimize dahi bakmadan bizi çeşitli kişi ve akımlara yamamaya
çalışmaktadırlar. Ama biliyoruz ki, bu davranışlarda bulunanlar bize
Resulullah'ın (s.a.v.) müşrikler ile arasında geçen hadiseleri yaşattıklarını
biliyor ve bu noktada sünnetin tecelli ettiğini müşahede etmekteyiz. Bu nedenle
Rabbimizin bizi muvaffak ettiği kadar yolumuza yılmadan devam edeceğiz. Rabbimiz
bizim vesilemizle şirk, bidat ve hurafeleri yok ederse bizim için bundan daha
büyük mutluluk olmayacaktır.
Eğer bu çalışma neticesinde Müslümanların birliğini
sağlayabilirsek, İslam’a bulaştırılmış bid’at, hurafe ve sapıklıkları tecrit
edebilirsek, Tevhit, Kuran ve sünnet ile bütünleşmiş bir îtikadı toplumumuza
kazandırabilirsek Allah (c.c.) için dine en büyük hizmeti yapmış olacağız.
Bu yolda muvaffakiyeti ancak Rabbimizden dileriz.
www.rahmet.org