:: www.rahmet.org = Bidat-Hurafe-Video-Uydurma hadisler-Kitap-İndir-The Quran ::

 
Hakkımızda Açıklama
2004-03-03

 

 

Hamd Alemlerin Rabbi, kulları üzerinde yegâne tasarruf sahibi, kullarının iyiliğini isteyen ve hesap gününün sahibi, yüceler yücesi Allah’a (c.c.) aittir.

Salât ve selam üstün ahlakın tamamlayıcısı, ümmetini dalaletten aydınlığa çıkartan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ in, ashabının ve onları örnek alıp, hayatını bu uğurda tanzim eden ve her türlü sıkıntı işkence ve zulümlere maruz kalan muvahhidlerin  üzerine olsun. Onlar ki; sadece İslam düşmanlarıyla değil, bid’at ve hurafelere dalarak yaşadıkları İslam’ı ehli sünnet yolu diye savunan cahillerle de mücadelede hayatlarını feda etmişlerdir. Kimi zaman kafir, kimi zaman münafık ve kimi zamanda sapık ilan edilenleri olduğu gibi canlarına bile kastedilenleri de olmuştur.

Sitemizin oluşumunun temelinde ümmetin içinde bulunduğu durumun, İslami yaşayıştan, Kuran ve sünnetten uzaklaşarak bid’at ve hurafelere dalmalarının, ümmetin parça parça olmasının, Müslümanların aşağılanmasının, yaşanan acıların karşısında hiçbir şey yapmadan oturan zihniyetin, vermiş olduğu ızdırabın büyük bir etkisi bulunmaktadır.

Müslümanlar tevhidi, Kur’an ve sünneti doğru anlayıp yaşadığı dönemlerde hep kıyam etmiş ve üstün olmuştur. Müslümanlar şerefli bir hayat yaşayıp, hayatın içerisinde hüküm koyucu, hayatı şekillendiren ve zalimlerin ortadan yok olduğu adaletin teminatı olmuşlardır. Ancak Tevhid, Kur’an ve sünnetten uzak, bidat ve hurafelere dalmaya başlayan Müslümanlar, İslam’ın ilk ve şekçin nesli tarafından yaşanan İslam’ı bir daha yaşayamamıştır. O tertemiz berrak su kirletildiğinden bir daha o ilk nesil gibi içilememiştir.

Müslümanların Peygamberimiz ve ashabının bulunduğu yol üzere tekrar dönmesi halinde bu din mensupları yine o eski günlerdeki gibi tarih yazmaya başlayacaktır. Müslümanlar Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmaya başlayınca Rabbimiz nimetlerini artıracak, fetih kapıları sonuna kadar açılacak ve dünyanın ihtiyacı olan adaletli günler yeniden gelecektir. Bu hususta Kur’an ve sünnete sündürmeden ve tevil etmeden tabi olanlar için hayat tarzı ve izlenecek yok açık bir şekilde ifade edilmektedir.

Allah (c.c.) dinini tamamlamış ve bir eksiklik bırakmamıştır.

اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتى وَرَضيتُ لَكُمُ اْلاِسْلاَمَ دينًا

“Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim, ve sizin üzerinize nîmetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâmiyet'e razı oldum.”[1]

Allah (c.c.) dinde her şeyin delil ile ortaya konulacağını bildiriyor.

لِيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنْ بَيِّنَةٍ وَيَحْيى مَنْ حَىَّ عَنْ بَيِّنَةٍ

“Helak olan apaçık bir delille helak olsun ve yaşayanda apaçık bir delille yaşasın”[2] 

وَمَا اتيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا وَاتَّقُوا اللّهَ اِنَّ اللّهَ شَديدُ الْعِقَابِ

“Size Peygamber ne verirse artık onu alınız ve sizi neden menettiyse hemen ona nihayet veriniz ve Allah'tan korkunuz. Şüphe yok ki: Allah, azabı şiddetli olandır.” [3]  

قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونى يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَحيمٌ

“Resulüm deki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah’ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” [4]  

“Her yenilik bidattir her bidatte sapıklıktır.”  Müslim

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrılmış, Hıristiyanlar da yetmiş iki fırkaya ayrılmışlardır. Ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır.” [5]

            Ve kurtulanlar:  “Benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu yolun aynısını takip edenlerdir.” buyuruyor. [6]

O halde burada birkaç tanesi zikrettiğimiz ve buraya sığmayacak kadar çok delillere göre dinde her kim neyi yapıyorsa bunun Kur’an ve Peygamber (s.a.v.)’den bir delilini tevil etmeden ortaya koymalıdır.  Peygambere tabi olmadan Allah’ın dostluğunu, rızasını kazanmak mümkün değildir. Daldıkları şirk ve bidatlerle Allah’a dost olacaklarını zannedenler ahirette büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktır. Kurutuluş reçetesi Peygamberimiz ve Ashab-ı kiram’ın bulunduğu yolu aynen takip etmekten geçmektedir.  

Bütün bu delillerden sonra heva ve heveslerine tabi olup, dinde yenilikler icat edenler, Peygamberimiz ve Ashabının yolundan ayrılanlar hakkında Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبيلِ الْمُؤْمِنينَ نُوَلِّه مَا تَوَلّى وَنُصْلِه جَهَنَّمَ وَسَاءَتْ مَصيرًا

“Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim peygambere karşı çıkar ve mü’minlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir.”[7]

Sitemiz bu ölçüler doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir. Ortaya konulan deliller ile ümmet-i Muhammedi selef-i salihin’in (ümmetin ilkleri) bulunduğu yola davet etmekte, Müslümanları şirk, bidat ve hurafelerden uzaklaştırmak, dünya üzerinde bulunan Müslümanların dertleriyle dertlenmek, ve Müslümanların iletişim alanında sesi  ve gözü olmak amacını taşımaktadır.

Amacımız bid’at, hurafe, sapıklık ve bütün yanlışlıkları ilmi alanda yaptığımız mesnetli araştırmalar ile yok etmeye çalışıp, Kuran ve sünnet ışığında Tevhîdî bir itikadı yerleştirmek, Hakkı ve sabrı tavsiye etmek ortadaki kokuşmuşlukların önüne geçmektir.

Bu doğrultuda yapılan bütün çalışmaların neticesinde Müslümanlar ilk İslam neslinin anlayıp yaşadığı dine dönmesi halinde zaten bütün sorunlar bir bir ortadan kalkacaktır. Bu konuda şu ayetlerin tavsiyesine uyarak Rabbimizin rızası için bıkmadan, usanmadan, çalışmalara devam etmek gerekmektedir:
 وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاُولئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ 104
          “Ve sizden hayra dâvet eder, iyiliği emreder, kötülüğü nehy eyler bir cemaat bulunsun işte felâh bulucular onlardır..” [8]

        وَالْعَصْرِ (1) اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفى خُسْرٍ (2) اِلَّا الَّذينَ امَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ (3)

        "Asr’a yemin olsun ki  insanlar hüsrandadır. İman edenler, Salih amel işleyenler ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna." [9]

Bizi  İbn Teymiyyeci, Vahhabi, kafir, bidatçi ve sapık ilan edenleri Allah'a (c.c.) havale ediyoruz. Onun mahkemesinde hesap vereceklerini asla unutmamalıdırlar. Biz kimseyi felanın, filanın yoluna değil bizzat Resulullah'ın ve ashabının  yoluna davet ediyoruz. Ortaya koyduklarımız mutlaka bir delile dayanmaktadır. Karşımızda bulunanlar taklit ettikleri kişilerin fikirlerini deliller çerçevesinde değerlendirmeden adeta maymun taklidi yapmaktadırlar. Bizim delillerimize dahi bakmadan bizi çeşitli kişi ve akımlara yamamaya çalışmaktadırlar. Ama biliyoruz ki, bu davranışlarda bulunanlar bize Resulullah'ın (s.a.v.) müşrikler ile arasında geçen hadiseleri yaşattıklarını biliyor ve bu noktada sünnetin tecelli ettiğini müşahede etmekteyiz. Bu nedenle Rabbimizin bizi muvaffak ettiği kadar yolumuza yılmadan devam edeceğiz. Rabbimiz bizim vesilemizle şirk, bidat ve hurafeleri yok ederse bizim için bundan daha büyük mutluluk olmayacaktır.

Eğer bu çalışma neticesinde Müslümanların birliğini sağlayabilirsek, İslam’a bulaştırılmış bid’at, hurafe ve sapıklıkları tecrit edebilirsek, Tevhit, Kuran ve sünnet ile bütünleşmiş bir îtikadı toplumumuza kazandırabilirsek Allah (c.c.) için dine en büyük hizmeti yapmış olacağız.

 

Bu yolda muvaffakiyeti ancak Rabbimizden dileriz.

 

www.rahmet.org

 


[1] Maide 5/3

[2] Enfal 8/42 

[3] Haşr suresi 59/7

[4] Al-i İmran 3/31

[5] Tirmizi – Kitabül iman, İbn Mace, Ahmed- Müsned

[6] Ebu Davut 1- Tirmizi 18

[7] Nisa 4/115

[8] Al-i İmran 104

[9] Asr 1-2-3