NAMAZIN MANASI
Namaza başlamadan önce niyet edildikten sonra
أَعُوذُ بِااللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ Euzu:Sığınırım billâhi:Allah’amineşşaytânirracîm:
Şeytanın şerrindenEuzubillâhimineşşaytânirracîm = Kovulmuş şeytanın şerrinden
Allah’a sığınırım
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ Bismillâhi
: Allah’ın ismiyle
başlarım
Bismillâhirrahmânirrahîm = Allah’ın adıyla namaz kılmaya başlarım dedikten
sonra iftitah tekbiri ve diğer tekbirlerde
اللّهُ اَكْبَرُAllâh’u Ekber = “Allah en büyüktür” der.SÜBHANEKE DUASI
سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعالَى جَدُّكَ
وَلاَ إلَهَ غَيْرُكَSubhâneke:seni her çeşit noksan sıfatlardan takdîs ederimAllahumme : Allah’ımve bi hamdike:ve hamdim sanadır tebâreke'smuke
:ve
Senin ismin mübârekteâlâ ceddüke
: Azametin yücedir.lâ ilâhe gayruke :senden başka ilah da yokturHz. Aişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) namaza (iftitah tekbiri ile) başlayınca şunu okurdu: "Subhâneke
Allahümme ve bihamdike ve tebâreke'smüke ve teâlâ ceddüke ve lâ ilâhe gayruke.
(Allah'ım seni her çeşit noksan sıfatlardan takdîs ederim, hamdim sanadır. Senin
ismin mübârek, azametin yücedir, senden başka ilah da yoktur)."[1]
اللّهُ اَكْبَرُ كَبِيراً وَالْحَمْدُللّهِ كَثِيراً وَسُبْحَانَ اللّهِ بُكْرَةً
وَأصِيًAllahu ekber kebîrâ:Allah, büyükte büyüktürvelhamdu:Hamdimizlillâhi
:
Allah’a kesîrâ :Çoktursubhânallâhi :Tesbihimiz Allah’adır.bukraten
ve asîlâ :Sabah ve akşamİbnu Ömer (radyallahu anhumâ) anlatıyor: "Biz,
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte namaz kılarken, cemaatten biri
aniden:"Allahu ekber kebîrâ, velhamdü lillâhi kesîrâ, subhânallâhi bükraten
ve asîlâ (Allah, büyükte büyüktür, Allah'a hamdimiz çoktur, sabah akşam
tesbihimiz Allah'adır!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz:"Bu
sözleri kim söyledi?" diye sordu. Söyleyen adam:"Ben, ey Allah'ın Rusûlü" dedi.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesellâm) efendimiz:""O sözler hoşuma gitti. Sema
kapıları onlara açıldı" buyurdu. İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) der ki:
"Söylediği günden beri o zikri okumayı hiç terketmedim."[2]FATİHA SURESİ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ ()
الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ () مَالِكِ
يَوْمِ الدِّينِ () إيَّاكَ نَعْبُدُ
وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ () اِهْدِنَا
الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ () صِرَاطَ
الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ
الضَّالِّيِنَElhamdulillâhi:Hamd Allah’a aittir.Rabbilâlemin:Alemlerin RabbiErrahmânirrahîm:Rahman RahimMâliki yev midîn :Din gününün sahibiİyyake :Ancak sanana’budu:kulluk ederiz Ve iyyake:ve ancak
sendennestaînu:isteriz İhdina
:Bizi ulaştıressirâta:
yola elmustekime:Dosdoğru sirâta:yoluna ellezîne:kimselerinEn amte:Nimet verdiğinAleyhim:kendilerine ğayrilma’dubi:gazap olunanların değilaleyhim:
kendilerineve La:ve değileddâllîne:sapıtmış olanlarınRahmân Rahîm Allah’ın ismi ile.Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahîm ve din günü (kıyâmet günü)nün sâhibi
olan Allaha mahsûsdur. Yalnız sana ibâdet eder, yalnız senden yardım isteriz.
Bizi doğru yola, kendilerine ni’met verdiklerinin yoluna ilet. Gazâba
uğrayanlarınkine, sapıklarınkine değil.Rükuda okunan duanın manası
سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظِي
Sübhâne Rabbiyel AzîmSubhâne :seni bütün noksanlıklardan
tenzih ederim Rabbiyel Azîm
: Yüce Rabbim.İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden biri rükû edince üç kere "Sübhâne
rabbiyel azîm (Büyük Rabbim (her çeşit kusurdan) münezzehdir" desin. Bu, en az
miktardır. Secde yapınca da üç kere "Sübhâne Rabbiye'l a'lâ (Ulu Rabbim (her
çeşit kusurdan) münezzehdir" desin. Bu da en az miktardır."[3]
سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى Subhâneke :seni her çeşit noksan sıfatlardan takdîs
ederimAllâhumme:Allah’ım ve bi
hamdike:ve seni överimAllâhummeğfirlî:Allah’ım beni bağışla
Şu zikirleri de söylemesi sünnettir. "Subhâneke_llâhumme ve bi hamdik.
Allâhumme_ğfirlî."[4]"Allah’ım! Seni överek tesbih ederim. Beni bağışla." veya
سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ المََئِكةِ وَالرُّوحِSubbuhun:MünezzehsinKuddusun:mükaddessin Rabbu’lmelâiketi:meleklerin rabbisinve’r Ruhi:
ve
ruhunMüslim, Ebû Dâvud ve Nesâî'de gelen bir rivâyette
şöyle denir: "Resûllullah (aleyhissalâtu vesselâm) rükû ve secdesinde şöyle
derdi: "Subbûhun kuddûsün Rabbü'lmelâiketi ve'r-Rûhi, (Münezzehsin, mükaddessin,
meleklerin ve Ruh'un Rabbisin)".Rükudan doğrulunca سَمِعَ
اللّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ Semiallâhu limen HamidehSemiallâhu:Allah duyar. limen Hamideh :
kendine hamd edenleri
رَبَّناَ لَكَ لْحَمْدُRabbena:
Rabbimiz lekel hamd
: hamd yalnız sana özgüdür.
حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ
اَلْحَمْدُ ِللهِ
اللّهُ اَكْبَرُAllah’u ekber:Allah en büyüktür Elhamdü lillâhi:Hamd Allah’a aittir.hamden: Hamdlerkesîran:çok tayyiben:temiz mubâreken:kutlu fihi
:
onaHz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) namaz kılarken nefes nefese bir adam geldi ve:"Allahu
ekber, Elhamdü lillâhi hamden kesîran tayyiben mubâreken fîhi. (Allah büyüktür,
çok temiz ve mübârek hamdler Allah'adır!)" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) namazı bitirince:"Şu kelimeleri hanginiz söyledi?" diye sordu. Cemaat
bir müddet sessiz kaldı, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "(Kim söylediyse
çekinmesin, benim desin), Zîra fena bir şey söylemiş değil)" dedi. Bunun üzerine
adam:"Ben, ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)
da:"Ben on iki melek gördüm. Her biri, bu kelimeleri (Allah'ın huzuruna) kendisi
yükseltmek için koşuşmuşlardı."[5]Secdede iken
سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْلي
Sübhâne Rabbiyel âlâSubhâne: sen bütün noksanlılardan uzaksınRabbiyel âlâ :
Yüce Rabbim (Yüceler yücesi Rabbimin huzurunda ben eğiliyorum ve alnımı yere
koyuyorum)
سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى Subhâneke_llâhumme ve bi hamdik. Allâhumme_ğfirlî.[6]"Allahım! Seni överek tesbih ederim. Beni bağışla." veya
سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ اْلمَلإَِكَةِ وَالرُّوحِ Subbûhun, kuddûsun, Rabbu_l-Melâiketi
ve_r-Rûh.
[7]"Her türlü kötülükten beri olan, Mübarek olan, Meleklerin ve Rûh'un Rabbi."İki secde arasında
اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى Allâhummağfirlî
= Allah’ım beni affet
اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى وَارْحَمْنِى وَاجْبُرْنِى وَاهْدِنِى وَارْزُقْنِىAllahumme:Allah’îmiğfirli: bana
mağfiret etve'rhamnî:merhamet etve'cburnî:beni zengin kıl ve'hdinî :bana hidâyet verve'rzuknî :bana rızık ver.İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) iki secde arasında: "Allahümme'ğfir lî ve'rhamnî,
ve'cbürnî, ve'hdinî ve'rzuknî. (Allah’ım bana mağfiret et, merhamet et, beni
zengin kıl, bana hidâyet ver, bana rızık ver) derdi".[8]TAHİYYAT DUASI
اَلتَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَواَتُ وَالطَّيِّبَاتُ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ
اَيُّهَا النَّبِىُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَلسَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى
عِبَادِاللهِ الصَّالِحِينَ اَشْهَدُ اَنْ لآاِلَهَ اِلاَّالله وَ اَشْهَدُ اَنَّ
مُحَمَّدًعَبْدُهُ وَرَسُولُهُEttehiyyâtu:dualar lillâhi:Allah’a aittirvessalevâtu:
saygılarvettayibât:ve temiz şeylerEsselâmu:selamaleyke:sana
eyyühen-Nebiyyu:ey peygamberve
rahmetullahi:ve Allah’ınrahmetive berakâtuhuh:ve bereketi de Esselâmu:selam aleynâ:bize ve
alâ:ve
üzerlerineibâdillâhis-Sâlihîn:Allah’ın Salih kullarınaEşhedu:Tanıklık ederimen lâ ilâhe:İlah yokturillallâh:Ancak Allah vardırve eşhedu:ve tanıklık ederimenne:şüphesiz
Muhammeden abduhû:Muhammed onun kuluve Rasuluh:
ve
resulüdür.“Ettehiyyâtü
lillâhi vessalevâtü vettayibât. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetüllahi
ve berakâtühüh. Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe
illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasülüh.” “ Saygılar dualar ve temiz şeyler Allah’a aittir. Selam sana da ey peygamber
Allah’ın rahmeti ve bereketi de. Selam olsun bize ve Allah’ın Salih kullarına.
Tanıklık ederim Allah’tan başka ilah olmadığına ve tanıklık ederim muhammedin
onun kulu ve elçisi olduğuna.”[9]ALLAHUMME SALLİ
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِ مُحَمَّدٍ * كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى
اِبْرَاهِيمَ وَ عَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ * اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ *Allâhumme:Allah’ımsalli:merhamet etalâ Muhammedin:Muhammed’eve alâ âli Muhammed:onun evlat ve
yakınlarına da
Kemâ salleyte: merhamet ettiğin gibialâ
İbrahimeve
alâ âli İbrahim:ve ibrahim’in yakınlarınaİnneke:şüphesiz ki senhamidun:övülmeye layıkmecîd:
şanı yüce olansın“Allah’ım ibrahime ve yakınlarına rahmet ettiğin gibi muhammed’e onun evlat
ve yakınlarına da rahmet et; muhakkak ki sen övülmeye layık ve şanı yüce
olansın.”ALLAHUMME BARİK
اَللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى الِ مُحَمَّدٍ * كَمَا بَارَكْتَ
عَلَى اِبْرَاهِيمَ وَ عَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ * اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ *Allâhumme:Allah’ımbarik:Mübârek kılalâ Muhammedin:
Muhammed’ive alâ âli Muhammed:ve yakınlarınıKemâ
barekte:mübârek kıldığın gibialâ İbrahîme:
İbrahimive alâ âli İbrahim:ve yakınlarınıİnneke:şüphesiz ki senhamidun:övülmeye layıkmecîd:şanı yüce olansın“Allah’ım Muhammedi ve yakınlarını, İbrahimi ve yakınlarını mübârek kıldığın
gibi mübârek kıl; şüphe yok ki, övülmüş yalnız sensin, gerçekten şan ve şeref
sahibi de sensin.” RABBENA ATİNA
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَ فِي اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا
عَذَابَ النَّارِبِرَحْمَةِكَ يأ اَرْحَمَراَّحِمِينَRabbenâ:Allah’ımÂtina:bize verfid'dunyâ:dünyadahaseneten: iyilikve fil'âhirati:ve ahirettehaseneten:iyilikve kinâ :ve bizi koruazâbennâr:cehennem azabındanBirahmetike
:bize merhamet etyâ Erhamerrahimîn :ey merhametlilerin en merhametlisi.“Allah’ım, Rabbimiz bize dünyada da iyilik ver ahirette de iyilik ver ve bizi
cehennem azabından koru, bize rahmetinle muamele et. Ey merhametlilerin en
merhametlisi!”RABBENA FİRLİ
رَبَّنَا اغْفِرْ لِى وَ لِوَالِدَىَّ وَ لِلْمُؤمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ اْلحِسَابِRabbenâğfirlî :Allah’ım beni bağışlave li-vâlideyye:anne ve babamıve lil-Mü'minine :ve bütün mü’minleri
yevme
yekûmu'l hisâb:hesap gününde bağışla“ Allah’ım beni bağışla, anne ve babamı, ve bütün mü’minleri hesap gününde
bağışla”İbnu Abbâs (radiyallahu anhümâ) hazretleri anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) teşehhüdden sonra şunu okurdu: "Allahümme
innî eûzu bike min azâbi cehennem ve eûzu bike min azâbi'lkabri ve eûzu bike min
fitneti'd-Deccâl ve eûzu bike min fitneti'lmahyâ ve'lmemât. (Allahım, ben
cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından da sana sığınırım. Deccal
fitnesinden de sana sığınırım, hayat ve ölüm fitnesinden de sana sığınırım)".[10]
اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنّمَ وَأعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ
الْقَبْرِ وَأعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ وَأعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ
المَحْيَا وَالمَمَاتِAllahümme:Allah’ıminnî: beneûzu:
sığınırımbike:sanamin
azâbi cehennem:cehennem azabındanve eûzu:ve sığınırımbike:sana min
azâbi'lkabri:kabir azabındanve eûzu: ve
sığınırımbike:sanamin
fitneti'd-Deccâl:Deccal fitnesindenve eûzu :ve sığınırımbike:sanamin
fitneti'lmahyâ :hayat fitnesindenve'lmemât:ve ölümAbdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallâhu anhümâ)
anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a, Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu
anh) gelerek:"Bana namazda okuyacağım bir dua öğret" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) ona şu duayı okumasını söyledi:"Allahümme innî zalemtü nefsî zulmen
kesîran ve lâ yağfiru'zzünûbe illâ ente fa'ğfir lî mağfireten min indike
verhamnî inneke ente'lğafûru'rrahîm. (Allahım ben nefsime çok zulmettim.
Günahları ancak sen affedersin. Öyle ise beni, şanına layık bir mağfiretle
bağışla, bana merhamet et. Sen affedici ve merhamet edicisin".[11]
اللَّهُمَّ إنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى ظُلْماً كَثيراً وَلاَ يَغفِرُ الذُّنُوبَ إلاَّ
أنْتَ فَاغْفِرْ لِى مَغْفِرَةً مَنْ عِنْدَكَ وَارْحَمْنِى إنَّكَ أنْتَ
الْغَفُورُ الرَّحِيمُAllahümme:Allah’ıminnî:ben zalemtü:zulmettimnefsî
:
nefsime zulmen kesîran:çok zulümve lâ :yoktur yağfiru:affedecekezzünûbe:günahları
illâ :
ancakente:sen varsınfa'ğfir
lî :
beni bağışlamağfireten :mağfiretlemin
indike:
şanına layıkverhamnî :bana merhamet etinneke
:
şüphesiz ki senente'lğafûru'rrahîm:sen merhamet edicisin.
السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللهِEsselâmu Aleykum ve Rahmetullah:
Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun der ve namazdan çıkar. KUNUT DUALARI
Peygamberimizin olağan üstü olaylarda ve
felaketlerde ikindi, akşam, yatsı namazlarında dördüncü rek’atte ve sabah
namazlarında da ikinci rek’atte rükudan doğrulunca zaman zaman kunut duası
yaptığına dair rivayetler bulunmaktadır.
[12]Sabah namazında ikinci rekatin rukundan kalkınca
kunut duası okumak sünneti müekkededir.
[13]Enes (r.a.) diyor ki: Resulullah (s.a.v.) dünyadan
ayrılıncaya kadar sabah namazında kunuta devam etti.
[14]
اللَّهُمَّ اهْدِنيِ فِيمَنْ هَدَيْتَ وَعَافِنيِ فِيمَنْ عَافَيْتَ وَتَوَلَّنِي
فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ وَباَرِكْ ليِ فِيماَ أَعْطَيْتَ وَ قِنيِ شَرَّ ماَ قَضَيْتَ
فَإِنَّكَ
تَقْضِي وَلاَ يُقْضَي عَلَيْكَ وَإنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ ولَيْتَ تَبَارَكْتَ
رَبَّناَ وَتَعَالَيْتَAllahummehdinî :Allah’ım bana hidayet etfîmen :kimseler içindehedeyte :hidayet ettiğinve
âfinî :ve bana afiyet verfîmen :kimseler içindeâfeyte :afiyet verdiklerinve
tevellenî : ve bana sahip çıkfîmen :kimseler içindetevelleyte :sahip çıktıklarınve bârik lî :ve bereket verfîmâ a’teyte :bana verdiklerindevekınî :beni koruşerre mâ kadayte :kaza ve kaderinin şerrindenfe inneke :şüphesiz sentakdî :hükmedersinve lâ yukdâ :ve kimse hükmedemezaleyke : sana
veinnehu :ve o kimselâ yezillu :zelil olmazmen vâleyte :sahip çıktığıntebârekte :mübareksinRabbenâ :Rabbimiz ve
teâleyte :ve yücesin.Hasan b. Ali (r.a.) diyor ki, Resulullah (s.a.v.)
şöyle dememi emretti: “ Allahummehdinî fîmen hedeyte ve âfinî fîmen âfeyte ve
tevellenî fîmen tevelleyte ve bârik lî fîmâ a’teyte vekınî şerre mâ kadayte, fe
inneke takdî ve lâ yukdâ aleyke ve innehu lâ yezillu men vâleyte, tebârekte
Rabbenâ ve teâleyte.[15]
“Allah’ım hidayet ettiklerinin arasında bana da hidayet et, afiyet verdiklerinin
arasında bana da afiyet ver, sahip çıktıklarının arasında bana da sahip çık.
Bana verdiklerine bereket ver. Beni kaza ve kaderinin şerrinden koru. Sen
hükmedersin, kimse sana hükmedemez. Arka çıktığın hor olmaz. Rabbimiz mübarek ve
yücesin.”
[16]
اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ
*
وَ نَسْتَغْفِرُكَ وَ نَسْتَهْدِيكَ * وَ
نُؤْمِنُ بِكَ وَ نَتُوبُ اِلَيْكَ * وَ نَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ
ونُثْنِى
عَلَيْك
اْلخَيْرَ
كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَ لاَ نَكْفُرُكَ * وَ نَخْلَعُ وَ نَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَAllâhumme:
Allah’ım innâ:
biz nesteînuke:
ancak senden isteriz ve nestağfiruke:
ve sana istiğfar ederiz ve nestehdik:
ve senden hidayet isteriz Ve nü'minü bike:
sana iman ederiz ve netûbu: tevbe
ederiz ileyk:
sana Ve netevekkelu: ve tevekkül ederiz aleyke: ancak
sana ve nusni:
seni överiz aleykel-hayra:
hayırlarla kullehu:
bütün neşkuruke:
sana şükrederiz ve lâ nekfuruke:
ve sana küfretmeyiz ve nahleu:uzaklaşırız
ve netruku:
ve terk ederiz men yefcuruk: fısk ve fücür eden kimseyi
Ey Allah’ım! Biz senden yardım dileriz. Sana istiğfar ederiz. Senden hidâyet
isteriz. Sana îmân ederiz. Sana tevbe ve sana tevekkül ederiz. Bütün hayrlarla
seni överiz. Sana (ni’metlerine) şükreder, küfrân-ı ni’met etmeyiz. Sana karşı
fısk ve fücur edeni atar ve terk ederiz.
اَللَّهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَ لَكَ نُصَلِّى وَ نَسْجُدُ * وَ اِلَيْكَ نَسعْىَ
وَ نَحْفِدُ * نَرْجُو رَحْمَتَكَ وَ نَخْشَى عَذَابَكَ * اِنَّ عَذَابَكَ
بِاْلكُفَّارِ مُلْحِقٌ *Allâhumme:
Allah’ım iyyâke:
ancak sana na'budu :
kulluk ederiz ve leke:ve
sana nusalli:
namaz kılar ve nescudu:
secde ederiz ve ileyke:
ve ancak sana nes'a:
iltica eder ve nahfidu:
sana yönelir nercû: ümit ederiz
rahmeteke: senin rahmetini ve nahşâ:
korkarız azâbeke:
azabından inne:
muhakkak ki azâbeke:
senin azabın bilkuffâri:
kafirleri mulhik:
çevrelecektir.Ey Allahım! Ancak sana ibâdet eder, namâz kılar, secde eder, sana koşar ve
iltica ederiz. Rahmetini recâ (ümîd) eyler ve azâbından korkarız. Çünkü senin
azâbın gerçeği örten kâfirlere mutlaka ulaşır.NAMAZIN SONUNDAKİ DUALARIN MANASI
اللَّهُمَّ أنْتَ السَّلاَمُ، وَمِنْكَ السَّلاَمُ، تَبَارَكْتَ وَتَعالَيْتَ يَا
ذَا الجََلِ وَاْلإِكْرَامِAllahümme :
Allah’ım ente'sselâm :
sen selamsın ve minke'sselâm :
ve selamet de sendendir tebârekte ve teâleyte :
sen münezzehsin, sen yücesin yâ ze'lcelâli :
celal sahibi ve'l-ikrâm :
ve ikram sahibiHz. Sevbân (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) selam verip (namazdan çıkınca) üç kere istiğfarda
bulunup: "Allahümme ente'sselâm ve minke'sselâm tebârekte ve teâleyte yâ
ze'lcelâli ve'l-ikrâm. (Allah’ım sen selamsın. Selamet de sendendir. Ey celâl ve
ikrâm sâhibi sen münezzehsin, sen yücesin)" derdi."[17] “ Ey Allah’ım sen bütün noksanlıklardan berîsin. Her çeşit güven ve esenlik
sendedir. Ey azâmet ve kerem sahibi Allah’ım, senin şanın yücedir.”
سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُلِلَّهِ وَلاَإِلهَ إِلاَّ الله ُ وَالله ُ أَكْبضرُ
وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّة إِلاَّ بِاللهِ الْعَلِيِّلْ عَزِيمْ“Subhanallâhi :
Allahım seni tenzih ederimve’lhamdulillâhi :hamdler sana mahsusturve lâ ilâhe : ve hiçbir ilah yoktur illallâhu
: ancak Allah vardır. Allâhu ekber :
Allah en büyüktür ve lâ havle : ve güç yoktur
ve lâ kuvvete : ve kuvvet yoktur illâ
billâhil : ancak Allah’tandır aliyyil azîm:
pek yücedir.”İbnu Ebî Evfa (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Bir
adam gelerek- "Ey Allah'ın Resûlü! dedi, ben Kur'an'dan bir parça seçip
alamıyorum. Bana kifâyet edecek bir şeyi siz bana öğretseniz!" "Öyleyse,
buyurdu, Sübhânallah velhamdülillah, ve lâilâhe illallah, vallâhu ekber, velâ
havle velâ kuvvete illâ billâh. (Allah’ım seni tenzih ederim, hamdler sana
mahsustur.
Allah'tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür, güç kuvvet Allah'tandır) de.""Ey
Allah'ın Resûlü! dedi, bu zikir Allah içindir. (O'nu senâdır), kendim için dua
olarak ne söyleyeyim?""Şöyle dua et: "Allahım bana merhamet et, afiyet ver,
hidayet ver, rızık ver!"Adam (dinleyip, kalkınca) ellerini sıkıp göstererek:
"Şöyle (sımsıkı belledim!)" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), bunun
üzerine:"İşte bu adam iki elini de hayırla doldurdu!.." buyurdu."[18]AYETEL KURSİ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ
نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ
عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ
وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ
السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Allahu:
Allahlâ ilâhe:hiçbir ilah yokturillâ:ancak hüvel: o vardırhayyül
: diridirkayyûm:kaimdir(her
şey onunla var olur)Lâ te’huzuhû:onu
tutmazsinetun:bir gafletve lâ nevm:ve uykuLehû:onundurmâ fis-semâvâti :göklerdeki
vemâ fil erd:ve yerde olan her şeyMenzellezî :kimdir o ki yeşfeu:şefaat edecekindehû:onun nezdindeillâ biiznihi:onun izni olmaksızınya’lemü:o bilirmâ beyne:ne vareydîhim:onların önlerindevemâ: ve ne varhalfehum:onların arkalarında velâ:ama yuhîtûne:kavrayamazbişey’in
:hiçbir şeymin ilmihî :
onun ilminden illâ:başkabimâ
şâe:dilediğindenvesia:
kaplamıştır kürsiyyühü:onun kürsüsü essemâvâti:göklerivel erd:ve yeriVelâ
yeûduhu:ve ona ağır gelmezhifzuhumâ:
onları gözetmesive huvel:ve
oaliyyul: yücedirazîm:büyüktür.“Allah. O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku
tutmaz. Göklerde de, yerde de ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun
katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve, arkalarındakini bilir.
Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç bir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar.
O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması
O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.” Bakara 255Ukbe İbnu Âmir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) her namazın arkasından muavvizâtı (Felak ve Nâs)
okumamı emretti."[19]FELAK SURESİ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
(1)
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ
(2)
وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ
(3)
وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ
(4)
وَمِنْ شَرَّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ
(5)Kul: Deki
euuzü: sığınırım birabbil :
Rabbe felak: karanlıkları yarıp sabahı
ortaya çıkaran Min
şerri: şerrinden maa halak:
yarattığı şeylerin Ve
min şerri : ve şerrinden ğaasikın:
gecenin izâa vekab:
karanlığa çöktüğü zaman Ve min şerrin:
ve şerrinden neffâasati:Üfleyip,
tükürenüfürükçülerin
fil 'ukad: düğümlereVe
min şerri: ve şerrinden haasidin:
hased edenden izâa hased : hased ettiği
zaman1 De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp
sabâhı ortaya çıkaran Rabbe,2 Yarattığı şeylerin şerrinden,3 Karanlığa çöktüğü zaman gecenin şerrinden,4 Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden,5 Ve hased ettiği zaman, hasetçinin
şerrinden.NAS SURESİ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
(1)
مَلِكِ النَّاسِ
(2)
اِلَهِ النَّاسِ
(3)
مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ
(4)
الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ
(5)
مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ
(6)Kul: Deki
euuzü: sığınırım birabbinâas:
insanların Rabbine Melikinnâas:
insanların mâlikine İlâahinnâas:
İnsanların ilâhına Min
şerril: şerrinden vesvâasil:
vesvesecinin hannâas: sinsi sinsi
yaklaşan Ellezii
: ki o yüvesvisü : kuruntular
sokar fii sudüüri: göğüslerine
ennâas : insanların (kalplerine) minel
cinneti: cinlerden vennâas:
ve insanlardan
Rahman
Rahim olan Allah'ın adıyla 1 De ki: İnsanların Rabbine sığınırım, 2 İnsanların malikine, 3
İnsanların (gerçek) ilahına; 4 'Sincice kalplere vesvese ve kuşku düşürüp
duran' vesvesecinin şerrinden. 5 Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir
(içlerine kuşku, kuruntu fısıldar); 6 Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan her
hannas'tan Allah'a sığınırım).
Ebu Hureyre (r.a.)’den Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim her
namazdan sonra otuz üç defa subhanallah, otuz ü.ç defa Elhamdulillah ve otuz üç
defa Allâhu ekber der ve
لاَ إِلهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ
الْحَمْدُ وَهُوَ عَليَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌLâ ilâhe: Hiçbir ilah yoktur illallâhu: ancak Allah vardır vahdehu: o tekdir lâ şerike leh: onun ortağı yoktur lehul mulku: mülk onundur ve lehul hamdu: ve hamd onun hakkıdır ve huve: ve O
alâ kulli şey’in: her şeye kadîr:
kadirdir.
“Lâ
ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh lehul mulku ve lehul hamdu ve huve alâ
kulli şey’in kadîr.”“Allah’tan başka ilah yoktur, ortağı yoktur. mülk onundur hamd de onun
hakkıdır. O her şeye kadirdir.” derse günahları denizin köpüğü kadar da olsa
affolunur.”
[21]
33 defaسُبْحَانَ
اللهِ Subhanallah
= Allah’ı noksanlıklardan tenzih ederim.
33 defa
أَلحَمْدُ
لِلَّهْElhamdulillah
= Allah’a hamd olsun.
33 defa
وَالله ُ أَكْبضرُ Allâhu
ekber= Allah en büyüktür.Hz. Ebû Bekri's-Sıddîk'in âzadlısı Yüseyre (radıyallâhu
anhümâ) -ki ilk muhâcirlerden idi- anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu
vesselam) bize dedi ki: "Size tesbih, tehlil, takdis, tekbir çekmenizi tavsiye
ederim. Bunları parmaklarla sayın. Zîra parmaklar (Kıyamet günü nelerde
kullanıldıklarından) suale mâruz kalacaklar ve konuşturulacaklardır."[20]
Muaz (r.a.) diyor ki: Rasulullah (s.a.v.) elimden tuttu, ya Muaz Allah’a yemin
ederim ki, seni çok seviyorum! Her namazın ardından:
اللَّهُمَّ أَعِنّيِ عَليَ ذِكْرِكَ وَ شُكْرِكَ وَحُسْنِ عِباَدَتِكَAllâhumme:Allah’ım einnî
:bana yardım etalâ zikrike:
zikrinde ve şukrike: veşükründeve husni: ve güzelibâdetike:ibadetinde
“Allah’ım zikrine, şükrüne ve sana güzel ibadete karşı bana yardım eyle.”
demeyi bırakma dedi.[22]
Ebu Said
el-Hudri (r.a.) diyor ki: Rasulullah (s.a.v.) namazını bitirdiği zaman,
bilemiyorum selam vermeden önce mi? yoksa sonra mı? şöyle derdi:
سُبْحاَنَ رَبِّكَ رَبِّ اْلعِزَّةِ عَماَّ يَصِفُونَ وَسَلامٌ عَليَ
الْمُرْسَلِينَ واَ لحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ اْلعَالَمِينَ
“Subhâne: tenzih ederim Rabbike: Rabbi
Rabbil izzeti: izzet sahibi olan Rabbimi
ammâ yasifun: onların nitelemelerinden ve selâmun: ve selam
olsun alel murselîn: gönderilen
peygamberlere ve’l hamdu: hamd olsun lillâhi:
Allah’a rabbil âlemîn: alemlerin Rabbi ”“İzzet sahibi rabbimi onların nitelemelerinden tenzih ederim. Gönderilen
peygamberlere selam olsun, alemlerin rabbi Allah’a hamd olsun.”[23]
Ebu Bekre
(r.a.) diyor ki: Rasulullah (s.a.v.) manazın ardından şöyle derdi:
اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنَ اْلكُفْرِ وَاْلفَقْرِ وَعَذاَبِ اْلقَبْرِ
“Allâhumme: Allah’ım innî: ben euzu:
sığınıyorum bike: sana minel
kufri: kâfirlikten velfakri:
ve fakirlikten ve azâbil kabri: ve kabir
azabından ”“Allah’ım! kafirlikten, fakirlikten ve kabir azabından sana sığınıyorum!”[24]EZAN’IN NİTELİĞİ
اَللّهُ اَكْبَرُ
Allâh’u Ekber
= “Allah en büyüktür” der. ( 4 defa)
اَشْهَدُ
اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُEşhedu : Şehadet ederim ki
en lâ ilâhe illallah = Allah’tan
başka ilah yoktur.(2
defa)
اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُلَّهِEşhedu: Şehadet erdim ki
enne : şüphesiz muhammeden resulullah
=
Muhammed
Allah’ın resulüdür. (2 defa)
حَيَّ عَلىَ الصَّلاةِHayye: Haydi
alassalah = namaza (2 defa)
حَيَّ عَلىَ اْلفَلاَحِHayye: Haydi
el felah = kurtuluşa (2 defa)
اَلصَّلاَةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِEsselâtu: Namaz
hayrun : hayırlıdır. minennevm
= uykudan (Sadece sabah ezanında hayye el felah dedikten sonra 2 defa
okunur.)
اَللّهُ اَكْبَرُ
Allâh’u Ekber
= “Allah en büyüktür” der. (
2 defa)
لاَاِلَهَ اِلاَّ اَللهُ Lâ
ilahe: Hiçbir ilah yoktur illallah = Ancak Allah vardır. (1 defa)KAMETİN NİTELİĞİ
Enes
(r.a.) şöyle anlattı:
Bilâl'e
Ezan lafızlarını
ikişer
ikişer,
kamet lafızlarını
da birer birer söylemesi emredildi.[25]
اَللّهُ اَكْبَرُ اَللّهُ اَكْبَرُ
اَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُلَّهِ
حَيَّ عَلىَ الصَّلاةِ حَيَّ
عَلىَ اْلفَلاَحِ قَدْقاَمَتِ
الصَّالاَةُ قَدْقاَمَتِ
الصَّالاَةُ
اَللّهُ اَكْبَرُ اَللّهُ
اَكْبَرُ
لاَاِلَهَ اِلاَّ اَللهُُ“Allahu ekber, Allahu ekber, Eşhedu enla ilahe illallah Eşhedu enne
Muhammeden Resulullah, hayye alassalah, hayye alel felah, kad kametissalah:
(namaz başladı hazır olun), kad kametissalah, Allahu ekber, Allahu ekber.”EZAN DUASI VE MANASI
اَللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةَ التاَّمَةِ وَالصَّلاَةِ اْلقاَئِمَةِ آتِ
مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَاْلفََِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقاَماً مَحْمُوداً الَّذِي
وَعَدْتَهُ
Câbir radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu: Allahümme:
Allah’ım Rabbe:
Rabbi hâzihidda' vetittâmmeh:
eksiksiz davetin vessalâtil kâimeh:
ve kılınacak namazın âti:
ver Muhammedenil:
Muhammed’e vesîlete:
vesileyi vel fadîlete:
ve fazileti veb 'ashü:
onu ulaştır makâmem mahmûden:
makamı Mahmuda illezî ve 'adteh: öyle ki vaad ettiğin
"Kim
ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım!
Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda
ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur."
[26]PEYGAMBERİMİZDEN BAZI DUALAR
سُبْحَانَ اللّهِ وَبِحَمْدِهِ عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَى نَفْسِهِ، وَزِنَةَ
عَرْشِهِ، وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِSübhânallahi:
Allah’ın seni bütün noksanlılardan tenzih ederim (tespih ederim) ve bihamdihi:
hamd ile adede halkıhî:
mahlukatı sayısınca ve rıdâ nefsihî:
ve nefsinin rızasınca ve zinete arşihî:
ve arşının ağırlığınca ve midâde kelimâtihî:
ve kelimelerinin adedinceSübhânallahi ve bihamdihi adede halkıhî ve rıdâ
nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevcelerinden
Cüveyriyye (radıyallâhu anhâ)'nin anlattığına göre, "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) efendimiz bir gün sabah namazını kılınca, daha kendisi namazgâhında
iken, erkenden yanından çıkmış, gitmiş, kuşluktan sonra Cüveyriyye (aynı yerinde
zikrederek) otururken geri gelmiş ve: "Bırakıp gittiğim halde duruyorsun (hiç
yerinden kımıldamadın galiba?)" diye sormuştur. "Evet" cevabı üzerine şunu
söylemiştir: "Ben senden ayrıldıktan sonra dört kelime(lik bir dua)yı üç kere
okudum. Eğer bunlardan hâsıl olan sevab tartılacak olsa, senin burada sabahtan
beri okuduğun duaların sevabının ağırlığına denk olur. O dua şudur: "Sübhânallahi
ve bihamdihi adede halkıhî ve rıdâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.
(Allah'ı mahlukatı sayısınca, nefsinin rızasınca, arşının ağırlığınca,
kelimelerinin adedince tesbih (noksanlıklardan tenzih) ederim."[27]
سُبْحَانَ اللّهِ وَبِحَمْدِهِ. سُبْحَانَ اللّهِ العَظِيمِ Sübhânallahi:
Allah’ın seni bütün noksanlılardan tenzih ederim (tespih ederim) ve bihamdihi:
hamd ile Sübhânallâhi'l-azîm:
yüce Allahım seni tenzih ederimHz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: "İki kelime vardır, bunlar dile hafif,
terazide ağır, Rahmân'a da sevgilidirler: Sübhânallahi ve bihamdihi,
Sübhânallâhi'l-azîm (Allahım seni hamdinle tesbih ederim, yüce Allahım seni
tenzih ederim) kelimeleridir."[28]Şeddad bin Evs (r.a.)’den Peygamber (s.a.v.) seyyidül
istiğfar şöyledir, demiştir:
اَللََّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَناَ عَبْدُكَ
وَأَناَ عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ ماَاسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ ماَ
صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فاَعْفِرْليِ
فإِنَّهُ لاَيَعْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَAllahumme: Allah’ım ente: sen rabbî:
benim rabbimsin lâ ilâhe ente: senden
başka ilah yoktur. halaktenî: beni
yarattın ve ene: ve ben abduke: senin kulunum ve ene: ve ben
alâ ahdike: sana verdiğim söz üzerine ve
va’dike: ve sana verdiğim va’d üzerine
mesteta’tu: durmaya çalışıyorum eûzu:
sığınırım bike: sana min şerri: şerrinden mâ sana’tu: yaptıklarımın ebuu leke: sana itiraf ederim bi ni’metike: nimetini aleyye: bana olan ve ebuu: ve benim bizenbî: günahlarımı fağfirlî: bana mağfiret et fe
innehu: şüphesiz lâ yağfiruzzunûbe:
kimse bağışlayamaz illâ ente: senden
başka.“Allah’ım sen benim rabbimsin, senden başka ilah yoktur. Ben senin kulunum ve
ben sana verdiğim söz ve va’d üzerinde elimden geldiği kadar duruyorum.
yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Bana olan nimetini itiraf eder, günahımı
da ikrar ederim. Beni bağışla; günahları ancak sen bağışlarsın.”
Kim
bunları gündüz hulus-i kalp ile söyler de akşamdan önce ölürse cennetlik olur.
Kim bunları hulus-i kalp ile gece söylerde sabahtan önce ölürse cennetlik olur.[29]
İbn Ömer (r.a.)’den biz Peygamber (s.a.v.)’in bir mecliste yüz defa:
رَبِّ اغْفِرْ ليِ وَتُبْ عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُRabbiğfirlî: Rabbim beni bağışla vetub aleyye: tevbemi kabul et inneke: çünkü sen ente: sen et tevvâbu: tevbeleri çokca kabul edensin er rahîm: merhamet edensin“Rabbim beni bağışla, tevbemi kabul et. Çünkü sen tevbeleri çok kabul eden ve
çok merhamet edensin” dediğini sayardık.
[30]
İbn Mes’ud (r.a.)’den: Resulullah (s.a.v.), kim:
أَسْتَعْفِرُ الله َ الَّذِي لاَإِلَهَ إِلاَّ هُوَ اْلحَيَّ اْلقَيُّومَ وَأَتُوبُ
إِلَيْهِEstağfiru: İstiğfar ederim Allâhellezi: öyle Allah’a ki lâ ilâhe: hiçbir ilah yoktur illa huve: ancak O vardır el hayyel: hayat sahibi kayyûme: yeri göğü ayakta tutan ve etûbu: ve tevbe ederim ileyhi: O naEstağfirullâhellezi lâ ilâhe illa huvel hayyel kayyûme ve etûbu ileyh“Kendisinden başka ilah olmayan, gerçek hayat sahibi ve yeri, göğü ayakta
tutan Allah’a tevbe ve istiğfar ederim” derse savaştan kaçsa da günahları
bağışlanır demiştir.
[31]Âmentü
آمَنْتُ بِاللهِ
وَ مَلَئِكَتِهِ وَ كُتُبِهِ وَ رُسُلِهِ وَ اْليَوْمِ اْلآخِرِ وَ بِالْقَدَرِ
خَيْرِهِ وَ شَرِّهِ مِنَ اللهِ تَعَالَى وَ اْلبَعْثُ بَعْدَ اْلمَوْتِ حَقٌّ *
اَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ * وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ
وَ رَسُولُهُ *Amentü:
Ben iman ettim billahi: Allah'a
ve Melaiketihi: ve meleklerine
ve Kütübihi: ve kitaplarına
ve Rüsulihi: ve peygamberlerine
vel Yevmilahiri: ahiret gününe
ve bil Kaderi: ve kadere
hayrihi ve şerrihi: hayrın ve şerrin
minallahi teâlâ: Allah'tan geldiğine
vel-ba'sü: dirilmeye
ba'delmevti: öldükten sonra
hakkun: haktır Eşhedü: şehadet
ederim en La ilahe: şüphesiz hiç bir ilah
yoktur illallah: ancak Allah vardır
ve Eşhedü: ve şehadet ederim
enne: şüphesiz
Muhammedenabdühü: kulu
ve resulühü: ve resuludür “Ben Allah’a
meleklerine, kitaplarına,
peygamberlerine, ahiret gününe, kadere hayır
ve şerrin Allah’tan geldiğine,
ölümden sonra dirilmeye iman ettim, şahadet
ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur
ve şahadet ederim ki Muhammed onun
kulu ve Rasulüdür.” [32]
Mus'ab KÖYLÜOĞLU
[12]
Buhari, Ebu Davud , Müslim İbni Kayyım el- Cevziyye’nin Zâdu’l Mead
s.176-177
[13]
Tek başına namazı açıktan okuyorsa kunutu açıktan gizli okuyorsa kunutu
gizli okur. Eğer imama uymuşsa imam da açıktan okuyorsa dualara amin der.
Eğer imam açıktan okumuyorsa imama uyan kendisi gizli okur. İmam Nevevi
Ekkar Namaz duaları s.112
[14]
Ahmed bin Hanbel, Müsned 3/162 Darakutni, 2/39
[15]
Muhtar olan görüşe göre kunutta belli bir dua yoktur hangi duayı yapsa olur.
Ancak faziletli olan Peygamberimizin yaptığı duadır.
[16]
Tirmizi bu hadisin hasen olduğunu söylemiştir. Hz. Ali’nin oğlu Muhammed bin
Hanefiyye şöyle demiştir: Bu duayı babam sabah namazında kunutunda okurdu.
[30]
Ebu Dâvut, Salât, 1516; Tirmizi, Daavât, 3434
[31]
Ebu Dâvud, Salât, 1517; Tirmizi, Daavât, 3577[32]Cebrâîl (a.s.), Hz.
Peygamber'in yanında ashabdan bir kısmının bulunduğu bir zamanda insan
kılığında gelmiş ve Hz. Peygamber'in dizinin dibine oturarak İslâm, iman,
ihsan ve kıyamet hakkında bilgi edinmek ve bunları ashaba öğretmek
istemiştir. İmanla ilgili soruya Hz. Peygamber şöyle cevap vermiştir:
"İman, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe,
bir de hayrı ve şerri ile kadere inanmandır."
Cebrâîl de:
"Doğru söyledin" diye tasdik etmiştir.
(Buhârî, İmân, 37; Müslim, İmân, 1; Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; Tirmizî, İmân, 4;
İbn Mâce, Mukaddime, 9; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 51...)