Elhamdulillâhi:Hamd Allah’a aittir.Rabbilâlemin:Alemlerin RabbiErrahmânirrahîm:Rahman RahimMâliki yev midîn :Din gününün sahibiİyyake :Ancak sanana’budu:kulluk ederiz. Ve iyyake:ve ancak
sendennestaînu:isteriz İhdina
:Bizi ulaştıressirâta:
yola el mustekime:Dosdoğru sirâta:yoluna ellezîne:kimselerinen amte:Nimet verdiğinAleyhim:kendilerine ğayrilma’dubi:gazap olunanların değilaleyhim:
kendilerineve La:ve değileddâllîne:sapıtmış olanların
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1-2-3 Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve Din
gününün maliki olan Allah'adır.
4 Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen'den yardım dileriz.
5-6 Bizi dosdoğru yola ilet, kendilerine
nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapıklarınkine değil.
Elemtera:
görmedin mi keyfe: nasıl
feale: yaptı rabbuke:
Rabbin bi eshaabil fiyl: fil sahiplerine
Elem yec'al: çıkarmadı mı keydehum:
onların yaptıklarını fii tadliyl:
boşa
Ve ersele: ve gönderdi aleyhim:
onların üzerine tayran ebâabiyl: Ebabil
kuşlarını Termiyhim: onlara
atmak üzere bi hıcâaratim: sert
taşlar min sicciyl: damgalı/pişirilmiş Fecealehum:
onları kıldı Ke asfim: ekin
yığınları gibi me'kuul:
yenilmiş
Rahman Rahim Allah'ın adıyla 1Görmedin mi, Rabb'in fil sâhiplerine ne yaptı?
2Onların 'tasarladıkları planlarını' boşa çıkarmadı mı?
3Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi.
4 Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı;
5Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.
FİL VAK’ASI: Habeş hükmdârı Necâşînin, Yemen vâlîsi
olan “Ebrehe” isminde bir adamı vardı. Ebrehe insanları Mekke-i Mükerremedeki
Kâ’beyi ziyâretinden vazgeçirmek için San’a şehrinde büyük ve süslü bir kilise
yapdırdı. Fekat maksâdı hâsıl olmayıp, Kâ’beyi ziyâret edenler o kiliseyi
ziyârete gelmediler. Ayrıca Fukaym kabîlesinden Nüfeyl adlı bir genç, gece
gizlice getirdiği pislikleri ile kilisenin her tarafını kirletdi. Bunu bahâne
eden Ebrehe büyük bir ordu hâzırlayarak Mekke üzerine yürüdü. Ordusunun önünde
Necâşîden getirdiği büyük bir fil vardı. Fili ordunun önünde yürütmekle
ordusunun gâlib geleceğini sanıyordu.
Böylece ordu Mekke üzerine yürüdü. Şehre gireceği zemân fil
yere çökdü ve bir dahâ ileri gitmedi. Bütün uğraşmalar onu Mekke istikâmetine
götüremedi. Başka yönlere ise koşa koşa gidiyordu. Tam bu sıralarda Allahü teâlâ
Ebâbil denilen kuşları gönderdi. Ağızlarında ve ayaklarında taşıdıkları taşları
Ebrehenin ordusu üzerine atdılar. Âyet-i kerîmede de belirtildiği gibi, ordu
“yenilmiş ekin yaprağı” gibi oldu.
Bu hâdisenin vuku’ bulduğu seneye Arablar “Fil senesi”
derlerdi. Bu vak’adan 50-55 gün sonra Peygamber Efendimiz “sallallahü aleyhi ve
sellem” dünyâya teşrif buyurdu.
Li
iylâafi: Bir araya getirip anlaştırdığı için kurayşin:
Kureyşi iylâafihim: onlara imkan
sağlandığı için rihlete:
yolculuğunda eş şitâaaai: kış vessayf:
ve yaz Fel
ya'buduu: o halde ibadet etsinler rabbe:
Rabbine hâaza: şu
el beyti: kabenin ellezii: ki o et 'amehum:
onları doyurdu min cuuin: açlıktan
kurtararak ve âamenehum: onlara güven
sağladı min havvf:
korkudan kurtararak
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1(Hiç değilse kendilerini) Kureyş'i 'bir araya getirip anlaştırdığı,
2Yaz ve kış yolculuğunda onları (güvenliğe kavuşturduğu ya da başkalarıyla)
ısındırıp yakınlaştırdığı için,
3Şu Ev (Kâ'be'n)in Rabbine kulluk etsinler;
4Ki O, kendilerini açlıktan (kurtarıp)4 doyuran ve onları korkudan güvenliğe
kavuşturandır.
Eraeyte: gördünmü
ellezi: o şahsı ki
yukezzibu: yalanlayan
biddiyn: dini
Fezâalikellezi: işte bunlar
yedu'ul yetiym: yetimi itip kakan Velâa
yehuddu: teşvik etmeyen alâa ta'aamil
miskiyn: yoksulu doyurmayı Feveylul:
vay haline lil musalliyn: namaz
kılanların Elleziyne hum: ki onlar
an salâatihim: namazlarında sâahuun:
yanılgıdadırlar Elleziyne hum:
onlar yuraa uune: gösteriş yaparlara
ve yemneuunel: esirgerler/ vermezler mâauun:
ufacık bir yardımı
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1Gördün mü o şahıs ki ahiretteki ceza ve mükafatı yalanlar.
2 İşte yetimi itip-kakan,
3Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.
4İşte (şu) namaz kılanların vay haline,
5Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,
6 Onlar gösteriş yapmaktadırlar,
7 Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekâtı) da' engellemektedirler.
İnnâa:
şüphesiz biz e'taynâa: vedik
ke: sana el kevser:
Kevseri Fesalli: namaz kıl
li: için rabbike:
Rabbin ven har: kurban kes
inne: muhakkak ki
şâanieke: senin düşmanın
huvel: o asıl ebter: sonu
kesik olandır.
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1Şüphesiz, biz sana Kevser'i verdik.
2 Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.
3Senin düşmanın, asıl sonu kesik (ebter) olandır.
ÎZÂH: Bu
mübârek sûre, Peygamberimizin “sallallahü
aleyhi ve sellem”
nâil olduğu ni’metleri
ve Onun iki kudsî
vazîfesini bildirmekdedir.
Âyet-i kerîmedeki “Kevser” lâfzı için islâm âlimleri çeşidli
ma’nâlar vermişlerdir. Cumhur ulemâya göre:
a) Cennetde bir ırmakdır veyâ bir havuzdur ki suyu baldan
tatlı, sütden dahâ ziyâde beyâz ve kardan dahâ soğukdur.
b) Kur’ân-ı Azîmdir ki: O dünyevî ve uhrevî hayrları
toplıyan bir kitâbdır.
c) Resûl-i Ekremin “sallallahü aleyhi ve sellem” hâiz olduğu
şeref-i nübüvvetdir.
d) Gökde ve yerde Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”
için çok zikr ve senâdır.
e) Resûlullahın evlâd ve etbaıdır.
f) Resûlullahın Eshâb ve ulemâ-yı ümmetidir.
Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” oğlu Kâsım vefât edince, Âs bin
Vâil, Muhammedin “aleyhisselâm” artık nesli kesildi, kendisini yâd etdirecek
evlâdı kalmadı, dedi. Bunu diğer müşrikler de söylemişlerdir. Onlar,
müslimânlara bir şiddet, darlık ârız olunca bununla sevinip, ferâhlıyorlardı.
İşte bu sûre-i celîle o kâfirlerin bâtıl düşüncelerini reddetdi. Pek kısa bir
sûre olmasına rağmen birçok hakîkatlere işâret etmekdedir.
Kul:
deki
yâa eyyuhel kâafiruun: ey kafirler
Lâa e'budu: ben tapmam
mâa tebuduun: sizin taptıklarınıza
Velâa entum: ve siz
aabiduune:
tapmazsınız
mâa a'bud: benim taptığıma
Velâa: ve
değilim ene:
ben aabidum:
tapacak mâa abed-tum:
sizin taptıklarınıza
Velâa: ve değilsiniz
entum: siz
aabiduune: tapacak
mâa a'bud: benim
taptığıma Lekum:
size diynukum:
sizin dininiz
veliye: bana diyn:
benim dinim.
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1De ki: "Ey kâfirler.
2Ben sizin taptıklarınıza tapmam.
3Benim taptığıma da siz tapacak değilsiniz.
4Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim.
5Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
6 Sizin dininiz size, benim de dinim bana.
İzâa:
zaman
câaaae: geldiği nasrullaahi: Allah'ın yardımı vel fethu: ve fetih
Ve raeytennâase: ve insanları gördüğünde
yedhu-luune:
girdiklerini fii diynillahi:
Allah'ın dinine
efvâacâa: dalga
dalga
Fesebbih: tespih
et
bihamdi: hamd
ile
rabbike: Rabbini
vesteğfirhü:
ondan mağfiret dile
innehuu:
şüphesiz o
kâane tevvaâbâa: tevbeleri çok kabul edendir.
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman,
2Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde,
3Hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri
çok kabul edendir.
Tebbet: kurusun
yedâaa: elleri ebiylehebin: Ebu Lehebin ve tebbe: ve kurudu da mâa ağnâa: kurtaramadı
anhu: onu
mâalu-huu: ne malı ve mâa keseb: ve nede kazandığı
Se yaslâa: yakında yaslanacak nâaran: bir ateşe zâate lehebin: o (Ebu Leheb) Vemraetuhuu: ve karısı da ateşe girecek hammâlate: taşıyıcısı
el hatab: odun Fii
ciydihâa: onun boynunda olduğu halde
hablun: bir ip mim mesed
: hurma lifinden bükülmüş
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1Ebu Leheb’in elleri kurusun. Kurudu da.
2Ona ne malı ne kazandığı fayda vermedi
3O Alevli bir ateşe yaslanacak.
4-5Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu
halde karısı da ateşe girecek.
ÎZÂHI: Bu sûre-i celîle, Resûl-i Ekreme “sallallahü
aleyhi ve sellem” ezâ ve cefâda bulunmuş olan Ebû Leheb ve zevcesinin helâk
olarak, şiddetli bir azâba düşeceklerini haber veriyor. Peygamber aleyhisselâm;
“akrabanı korkut” emr-i ilâhîsini alınca, Safa tepesine çıkmış, yakınlarını
çağırarak, onları İslâm dînine da’vet etmişdi. Ebû Leheb burada Peygamberimizin
söylediklerine karşı çıkmış ve Ona hakâret ederek oradan ayrılmış ve oradakilere
ma’nî olmuşdu. Ebû Lehebin karısı da Resûl aleyhisselâmın yürüyeceği yollara
geceleyin dikenli ağaçlar, otlar yüklenerek getirir, dökerdi. Ayrıca
Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” ardından koğuculuk yapardı.
Ebû Leheb, Hicretin ikinci senesinde Bedr gazvesindeki,
İslâm mücâhidlerinin muvaffakiyyetlerine dayanamıyarak, yedi gün sonra öldü.
Vücûdu delik deşik olup, çocukları bile yanına yaklaşamadı. Ancak üç gün sonra
defnedilebildi. Bilâhare zevcesi de ölüp lâyık olduğu cezâya kavuşdu.
Kul:
Deki
huvellâahu: O Allah
ehad: birdir
Ellâahus samed: Allah sameddir
Lem yelid: doğurmamıştır ve lem yuuled: ve doğrulmamıştır
Velem yekun: ve değildir
lehuu: Ona kufuven:denk/eşit ehad:
hiç bir kimse
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1 De ki: O Allah, birdir.
2Allah, Samed 'dir (her şey O'na muhtaçtır, daimdir, hiç bir şeye ihtiyacı
olmayandır).
3O, doğurmamıştır ve doğrulmamıştır.
4Ve hiç bir şey O'nun dengi değildir.
Kul: Deki
euuzu: sığınırım birabbil :
Rabbe felak: karanlıkları yarıp sabahı
ortaya çıkaran Min
şerri: şerrinden maa halak:
yarattığı şeylerin Ve
min şerri : ve şerrinden ğaasikın:
gecenin izâa vekab:karanlığa çöktüğü zamanVe min şerrin:
ve şerrinden neffâasati:Üfleyip,
tükürenüfürükçülerin
fil 'ukad: düğümlereVe
min şerri: ve şerrinden haasidin:
hased edenden izâa hased : hased ettiği
zaman
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabâhı ortaya çıkaran Rabbe,
2Yarattığı şeylerin şerrinden,
3Karanlığa çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4 Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden,
5Ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden.
İnnâ:
Gerçekten biz enzelnâhu:
onu indirdik fî
leyletil kadri: kadir gecesinde
ve mâ edrâke: ne
sana bildirdi mâ:
ne olduğunu leyletul kadri: kadir
gecesinin leyletul kadri:
kadir gecesi hayrun: daha hayırlıdır
min elfi şehrin: bin aydan
tenezzelu: inerler
el melâiketu:
melekler verrûhu:
ve Ruh fîhâ:
onda biizni rabbihim:
Rablerinin izniyle min kulli emrin:
her iş için selâmun:
bir esenliktir/huzurdur hiye:
o hatta metlailfecri: tan yeri
ağarıncaya kadar
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1 Gerçek şu ki, biz onu kadir gecesinde indirdik.
2Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir?
3Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.
4Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.
5 Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir (selamdır) o.
Ve'l asri: Asr'a andolsun
inne: şüphesiz el
insâne: insan
lefî : kesinkes
husrin: zarardadır
illâ: dışında
ellezîne
âmenû: iman eden kimselerin
ve amilu: ve yapan
essâlihati : iyi/güzel işler
ve tevâ: tavsiye
edenler savbil hakkı: birbirine
hakkı ve tevâ: ve
tavsiye edenler savbissabri: birbirine
sabrı
Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1Asra andolsun;
2 Gerçekten insan, ziyan içindedir.
3Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye
edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.