Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
KURAN NEDİR?
kuran1

         

  KUR’AN: Kelime olarak okumak manasına mastardır. Okumak manasına gelen Kur’an kelimesi vahiy ile peygamberimize indirilen, Fatiha ile başlayıp, Nâs suresi ile biten sure ve ayetlerden meydana gelen Mushaf’a ad olmuştur. Kitap, Furkan, Zikir ve tenzil gibi adları da vardır.

    Sıfatları: Mubin, Kerim, Nur, Hudâ, Rahmet, Şifa, Mev’ıza, Büşra, Beşir, Nezir, Aziz ve Azimüşşan’dır.

    Istılahtaki manası: İnsanları yeni gelen dine alıştırmak için 23 senede peyderpey Muhammed (s.a.v.)’e vahiy olarak indirilen, kelimeleri ve onların ifade ettikleri manaları ile mucize olan lafızlarıyla ibadet edilen Allah(c.c.) kelamı sözlerdir.

وَهذَا كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُصَدِّقُ الَّذى بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرى وَمَنْ حَوْلَهَا وَالَّذينَ يُؤْمِنُونَ بِالاَخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِه

وَهُمْ عَلى صَلاَتِهِمْ يُحَافِظُونَ

  “Bu (Kur’an), Ümmü’l-kurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler.” En’am 6/92

كِتَابٌ اُنْزِلَ اِلَيْكَ فَلاَ يَكُنْ فى صَدْرِكَ حَرَجٌ مِنْهُ لِتُنْذِرَ بِه وَذِكْرى لِلْمُؤْمِنينَ (2) اِتَّبِعُوا مَا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلاَ

تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِه اَوْلِيَاءَ قَليلاً مَا تَذَكَّرُونَ (3

    “(Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın.

   Rabbinizden size indirilene (Kur’an’a) uyun. O’nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! ” Araf 7/2-3

لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرينَ

      “ Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye (o Kur’an’ı) indirdik” Yasin 36/70

اِنَّ فى هذَا لَبَلاَغًا لِقَوْمٍ عَابِدينَ

       “ Işte bunda, (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesaj vardır.” Enbiya 21/106

وَهذَا كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ فَاتَّبِعُوهُ وَاتَّقُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

     “Işte bu (Kur’an), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah’tan korkun ki size merhamet edilsin.” En’am 6/155

لاَ يَاْتيهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلاَ مِنْ خَلْفِه تَنْزيلٌ مِنْ حَكيمٍ حَميدٍ

    “Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah’tan indirilmiştir.” Fussilet 41/42

وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ الشَّيَاطينُ

    “O’nu (Kur’an’ı) şeytanlar indirmedi.” Şuara 26/210

اَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْانَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِنْدِ غَيْرِ اللّهِ لَوَجَدُوا فيهِ اخْتِلاَفًا كَثيرًا

     “Hâlâ Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.” Nisa 4/82

وَقُلِ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنْ شَاءَ فَلْيُؤْمِنْ وَمَنْ شَاءَ فَلْيَكْفُرْ

     “Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Kehf 18/29

  Kur’an Arapça olarak gönderilmiştir. Kur’an’ın Arapça oluşunun nedeni Peygamberimizin Araplar arasından gönderilmesi mi? Yoksa Kur’an’ın Arapça oluşu nedeniyle peygamberin Araplar içerisinden gönderilmesi mi? Olduğu hususu gayb’dir. Hikmetini ancak Allah (c.c.)bilir.

     Kur’an Allah’ın (c.c.) kelâmıdır. Mahluk değildir. Kur’an’ı kerimin içerisinde ondan başkasının kelâmı yoktur. Allah’ın kelâmı olduğu gibi Allah’ın kitabıdır da. Çünkü yüce Allah (c.c.) onu levh-i mahfuzda yazmış ve Mushaflarda yazılı bulunmaktadır. [1]

ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَرَيْبَ فيهِ هُدًى لِلْمُتَّقينَ

     “O kitap (Kur’an); onda asla şüphe yoktur. O, muttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.” Bakara 2/2

     Kur’an 114 sureden meydana gelir. 23 senelik bir zaman diliminde merhale, merhale inmiştir. Eğer Allah(c.c.) dileseydi onu bir anda indirebilirdi. Ancak zaman içerisinde uyguladığı terbiye metodu ile de insanların hayatını şekillendirerek düzene koymuştur. Kur’an hükümleri bir hayat nizâmıdır. Insanlar onunla amel etsinler, aralarındaki her türlü hukuku onunla düzenlesinler diye Allah(c.c.) onu vahiy yoluyla Peygamberimize bildirmiştir.

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْانَ تَنْزيلاً

     “Muhakkak ki: Biz ancak Kur’an’ı senin üzerine vakit vakit indirdik.” İnsan 76/23

    “Kur’an’ın inişinin tedrici bir usul ile 23 senede tamamlanması, irşad edilmesi istenilen insan psikolojisine uygun bir tedavi ve terbiye sistemidir. Zira insan bir canlı olarak öğrenme, kavrama ve tatbik etme kabiliyetine haizdir. Her hangi bir şeye alışıp, ona intibak nasıl ki zamana ve bir gayret sarfına bağlı ise, öğrenip alışkanlık haline getirdiği bir davranışı terk etmesi de bir zamana ve bir gayret sarfına muhtaçtır. Bu itibarla yeni gelen dinin emir ve yasaklarına insanları alıştırmak elbette belli bir zamana ihtiyaç gösterir. Bu nedenle Kur’an yavaş, yavaş inmiştir.” [2]

    Kur’an’ı iyice anlayabilmek için bu kitabın tabiatını, merkezi fikrini, amaç ve hedefini bilmek gerekir. Okuyucu aynı zamanda onun üslubuna, kullandığı terimlere ve açıklama yaparken kullandığı usule yatkın olmalıdır. Bir bölümü incelerken o bölümün indirildiği zaman ve zeminde göz önünde bulundurulmalıdır.[3]   

     Hz. Muhammed (s.a.v.)’in daveti daha önceki peygamberlerin dinlerini bozulmuş şekliyle tatbik edenlerde dahil tüm insanları kapsamaktadır. Onun davetine uyanlar topluluk haline geldi ve bu topluluk doğru yoldan sapan diğer insanları hidayete kavuşturmak için var gücüyle çaba harcadı. Işte Kur’an bu davet ve hidayeti kapsar.

     Kur’an’ın ele aldığı konu insandır. O insanı felâha veya helâke götüren hayat tarzlarını anlatır. Kur’an’ın metni boyunca vurgulanan ana fikir hakkın açıklanması ve buna dayanan doğru yola davettir. Vahyin hedef ve gâyesi insanı doğru yola çağırmak ve cahilliği nedeniyle kaybettiği veya günahkarlığı nedeniyle yüz çevirdiği hidayeti onlara sunmaktır.[4]

     Nüzul sebebini bilmeksizin Kur’an’ı kerimi tam anlamıyla kavramak mümkün değildir. Çünkü Kur’an’ın tamamı bir anda inmemiş, çeşitli olaylar üzerine inmiştir.

    Kur’an’ın bütün sureleri temel inanç ilkelerine dikkat çeker: Allah’ın(c.c.) birliği, O’nun sıfatları Ahiret ve hesaba çekilme, ceza ve mükafat, peygamberliği, kitaplara imanı, ibadeti sabrı, sebâtı, Allah’a inanıp yalnızca ona güvenmeyi, asla şirk koşmamayı öğütler. Fâsıkları, münâfıkları, kâfirleri, şeytanı ve geçmişte yaşayan kavimlerin ibret alınacak davranışlarını, hidayete erip, iyi ameller işleyenlerin mükafatını ve hakkı reddedip, dalalete sapanlarında azabını vaat ve uyarı niteliğinde anlatır.

     Kur’an’ın hükümleri evrenseldir. Her zaman ve kavim için geçerlidir. Kur’an’ın hitabı (Kur’an da geçtiği şekliyle) her ne kadar bir kavme olsa da ana fikri incelendiğinde her çağda yaşayan kavimler içinde geçerli olduğu görülür. Yani “Bakın falan kavim bunu yaptı, başına şu geldi. Sakın ha sizde bu hataları yapıp da onların düştüğü duruma düşmeyin” uyarısı yapılmaktadır.

    Kur’an tebliğ edilmekle görevlendirilen peygamber ile bütünlük teşkil eder. Peygamber olmadan Kur’an’ı anlamak mümkün değildir. Örneğin; Kur’an’da Namaz ve Zekatla ilgili hükümler ayrıntısı ile anlatılmaz. Yâni Peygamberin hayatı Kur’an’ın pratiğini teşkil eder. Kur’an ise sınırları ve hadleri belirler. Eğriyi ve doğruyu tanıtır. Insanın önüne onu doğru yöne sevk edici uyarı işaretleri koyar.

     Allah (c.c.) Kur’an’ı şâyet bir bütün olarak melekleriyle indirmiş olsaydı. O zaman insanlar için bu hükümleri uygulayıcı numune olmayacak, insanlar bu hükümleri yerine getirmeye güç yetiremeyeceklerini ve bunları ancak meleklerin yapabileceğini düşüneceklerdi.

    O halde Kur’an peygamberinde sünneti ile birlikte bir bütün olarak algılanmalıdır. Bunun dışında bir anlayış, dinde sapıklık, bid’at ve hurafelerle dolu bir yaşayış biçimini beraberinde getirir. Kur’an’dan adeta cımbızla çekilerek alınan ayetlerin nüzul sebebine bakmadan ve peygamberin söz konusu ayetler hakkındaki sünnetine bakmadan hüküm çıkarmak mümkün değildir. Bu günkü sapık akımların temelinde yatan en önemli hastalık budur.

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

    “ Kur an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” Hicr 15/9

    Daha önceki dinlere ait kitapların Allah (c.c.) tarafından korunacağına dair bir vaat verilmemiştir. Ancak son din olan İslam’ın kitabı Kur’an’ın bizzat Allah (c.c.) tarafından korunacak olması onun hakkında şüphesiz bir güveni de beraberinde getirir. Şüphe olmayan imanla hüküm koyucu olarak tazeliğini koruyan ve kıyamete kadar koruyacak olan Kur’an’ın  elimizin altında olmasına rağmen insanların sapıklığa ve bidatlere düşme nedenini Kur’an’a gerektiği gibi iman etmemek, onu gerektiği gibi hayata müdâhil etmemek olarak açıklamak doğru bir tespit olacaktır.

مَنْ اَعْرَضَ عَنْهُ فَاِنَّهُ يَحْمِلُ يَوْمَ الْقِيمَةِ وِزْرًا

     “Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz ki kıyamet gününde o, ağır bir günah yükünü yüklenecektir.” Taha 20/100

 

     Mus’ab KÖYLÜOĞLU


 


[1] El-Akidetü’l- Vasıtıyye ve şerhi sayfa 108

[2] Kur’an-ı kerin meali (Suud baskısı Dr. Ali Özek 1982)

[3] Tefhimü’l Kur’an giriş bölümü 17

[4] A.d.e. 1.cilt 19-20

BİLGİLER
tarafından 08 Ocak 2004 - 10:34 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Yazı Şuana Kadar 241 views kez Okunmuştur.
ETİKETLER
Webmaster Blogu
PAYLAŞ
Yorum yapın
İsim
:
E-Posta
:
WebSite
:
Yorumunuz
:


8 + = oniki

Etiket Bulutu